Global Navigation

 

Content


FUAT ÖZKUL’un yazısı…

20 Ağustos 2010: Bugün İbrahim Alper’i kaybettik… Ya da daha önce kaybetmiştik de bugün haberimiz oldu…

***

Bugün en acı dolu sözleri bulabilir, en hüzünlü yazıları yazabilirim… En hüzünlü ağıtları yakabilirim… Bugün çok söz söyleyebilir ama hiçbir şey söyleyemeyebilirim. Ne yapsam, ne söylesem boş zamanı geri döndürmek mümkün olmadığına göre, insanın yazgısını değiştirmek elimizden gelmediğine göre…

İbrahim Alper

Beş yıl boyunca gözlerimizin içine baka baka, sessiz çığlıklarla “ne olur bir el uzatın bana!” diyen İbrahim’e bir umut ışığı veremediğimiz için Allah affeder inşallah bizleri… Dersler, sınavlar, ödevler, görevler ve benzeri bahaneler hepsi hikaye… Gencecik bir çocuğa bir el uzatamadıktan, yaşamına bir anlam katamadıktan sonra tüm çabalar boşa kürek çekmekten ibaret; eğitim öğretim adına tüm yapılanlar/yapılamayanlar/yapılmayanlar bir ibret hikayesinden öte bir şey değil aslında…

“Uğrunda ölebileceği iki şeyi vardı: İnançları ve aşkı…” diyordu yıllar önce üniversite öğrencisiyken gördüğüm Daniel Day Lewis’in harika oyunculuğuyla bir başyapıta dönüştürdüğü Son Mohikan filminin afişinde… Ama aslında uğrunda öleceği değil yaşayacağı bir şeyleri olmalı her insanın; bir ideali, bir inancı, bir arkadaşı, belki bir sevdiği, kendisine değer veren bir ailesi, bir dostu, belki de bir kedisi olmalı en azından; “bir kedim bile yok” dememeli insan çaresizlik ve yalnızlık içinde… Ümidini yitirmemeli insan, çünkü ümit bittiğinde yaşamak formaliteden başka bir şey değil…

İbrahim Alper

***

Yıllar önce, üniversitede öğrenciyken şiir yazmaya çalışıyor, yazdığımız şiirleri arkadaşlarla paylaşıyorduk ders aralarında… Özellikle yine benim gibi şiire ve yazmaya meraklı sınıf arkadaşım Tuba Sarıbaş ile birbirimize yazdığımız şiirleri okuyup fikir alışverişinde bulunuyorduk. Ve ben genelde, gençliğin de verdiği toyluk ve kibirle kendi şiirlerimi çok beğeniyor, Tuba’nın şiirlerini ise çok çocuksu buluyor ama bir yandan da onu kırmamak için, övgü dolu sözler bulmaya gayret ediyordum. Bir gün Kızılay’daki Dost Kitap evinde bir kitapla karşılaştım Şiir Nasıl Yazılır? isimli. Rus devriminin önde gelen şairlerinden Vladimir Mayakovski’nin yazdığı bu kitabı görür görmez alıp Tuba’ya hediye edesim geldi nedense… Hediyeyi önce bende okusam bir şey olmaz herhalde diye düşünerek kitabın sayfalarını çevirirken kitaptan aslında şiirin nasıl yazılacağından daha fazlasını öğreneceğimi bilmiyordum…
Şairin kendisi gibi şair olan çok yakın dostu Sergey Yesenin; düştüğü umutsuzluk ve bunalım anaforundan çıkış yolu olarak bileklerini keserek intihar etmeyi seçiyor ve mürekkep olarak kendi kanını kullanarak dostu Mayakovski’ ye hitaben bir şiir yazıyor ve yaşamanın bir anlamı kalmadığında ölümünde bir seçenek olabileceğini anlatıyordu. Dostunun intiharıyla çok sarsılan şair de ona cevaben bir şiir yazıyor ve intihar etmenin kolaycılık olduğunu ifade ediyordu. Ama kendisi de daha sonra intihar ederek hayatına son veriyordu…

İbrahim Alper

İbrahim’in intihar ederek aramızdan zamansız ayrılışı beni yıllar öncesine götürdü. Bu iki arkadaşın şiirlerinden yola çıkarak yazdığım şiirleri paylaşma ihtiyacı hissettim nedense… İnşallah şu anda profilinde son olarak paylaştığın “Araftayım” mesajı geçerliliğini yitirmiş ve Allah seni cennetine kabul buyurmuştur İbrahim, diğer masumlar ve günahsızlarla birlikte… Bu yazının dua yerine geçmesi dileklerimle…

***

“Şu yaşamda yeni bir şey değil ki ölüm,
Ama pek öyle yeni sayılmaz yaşamakta…”

Sergey Yesenin

Ölümü Yaşamak

Nefret ediyorum
Ve güzel yaşamak istiyorum ölümü
Kimseler görmüyor gördüğümü
Çözemiyorlar, çözemiyorum ki
Beynimdeki kördüğümü.

İstemem kimseler görmesin
Nasıl öldüğümü
Bedenimi yakıp rüzgara savursunlar külümü.
Yarınları bıraktım,
Verin bana dünümü, bugünümü.

Üzülmesin kimse
Ben ölünce
Dostlarım eğlenin gönlünüzce
Hayat devam etti benden önce de
Devam edecek ben çekip gidince de…

Hadi hepinize son kez merhaba!
Ve belki elveda…

Fuat Özkul Ankara/Kasım 1993

***
“Şu yaşamda en kolay iştir ölmek
Asıl güç olan yeni bir yaşama başlamak!”

Vladimir Mayakovski

Ölesiye Yaşamak

Nefret ediyorum
Ve güzel yaşamak istiyorum her günümü
Kimseler göremiyor gördüğümü
Çözemiyorlar, çözemiyorum ki
Beynimdeki kördüğümü.

Hayata duyduğum küskünlüğü
Silemiyor -zaten hiç yok- zavallı sevgim
Beynim yosun tutmuş
Örümcek bağlamış kalbim
Bedenim çürümekte günbegün.

Geçmiş artık olmayan anılar,
Gelecek henüz olmayan kaygılar,
Ve umutlarla dolu dolu bugün!
Artık yok geçmiş,
Gelecekse yarın gelecekmiş…

Bugün, sadece bu an var
Ve ben; varım bugün!

Fuat Özkul Ankara/Aralık 1993

11 Yorum - “Bir Ölüm ve Düşündürdükleri -I”

  1. Eda YILDIZ diyor ki:

    ¨Beş yıl boyunca gözlerimizin içine baka baka, sessiz çığlıklarla “ne olur bir el uzatın bana!” diyen İbrahim’e bir umut ışığı veremediğimiz için Allah affeder inşallah bizleri…¨ Amin!!
    Değerli Hocam, birçoğumuzn en azından benim duygularıma tercuman olmuşsunuz, teşekkürler…
    Ölümünün ardından İbo için yazdığım bir şiirde aynı duyguları paylaşmışım sizinle, birkaç dizesini paylaşmak istedim;

    ¨Uçabiliyor musun şimdi kendi semalarında özgürce?
    Hani sığmamıştı ya yüreğin yeryüzüne.

    …Şimdi söylenen bütün kelimeler kifayetsiz,
    Anlayamadığımız,
    belki haykırdığın ama duyamadığımız
    bir çığlıkla savruldun ebedi göklere
    Uç uçabildiğin kadar güzel çocuk, özgürce…¨

    Duyamadık İbrahim in o sessiz çığlıklarını ne yazık…Yüreğinize sağlık diyorum, yaşarken derdine derman olamadığımız, el uzatamadığımız ¨İbo’ muza¨ dularımızla ulaşabilmek,umuduyla…Mekanı cennet olsun…

  2. Murat Palo diyor ki:

    Allah affetsin.. Çok hüzünlendim hocam yazdıklarınızı okurken, hepsi acı ama gerçek ve ne yazık ki görünmeyen gerçekler..
    Şiirleriniz de çok güzel hocam..

  3. Fuat Özkul diyor ki:

    Yüreğine sağlık Eda harika şiirin için…
    Evet Murat, dediğin gibi “ne yazık ki görünmeyen gerçekler…” ama belki de “görmemiz gereken göremediğimiz gerçekler!” selam ve dua ile…

  4. zeynep asya höbere diyor ki:

    hocam çok güzel bir şiir elinize ve yüreğinize sağlık tesadüfen girdim siteye şiirleri okurken farkettim yazanın ve editörün siz olduğuzu :)

  5. yasemin diyor ki:

    Saygıdeğer Hocam,
    Bu üzücü haberi bir arkadaştan duyunca çok üzülmüştüm.Yazınızı okuyunca kendimi sorguladım.Ama keşke bunları sadece birileri öldüğünde düşünmesek.acıları hafifleyince unutmasak.Yazıyı okuyunca birde şu şiiri hatırladım.

    Sivas’ta Yoksul Çocuklar

    Sivas’ta Ulu Camii avlusunda çocuklar
    Yalvaran gözlerle etrafa baka baka
    Açıyorlar küçük esmer avuçlarını:
    -Emmilerim sadaka! Emmilerim sadaka!

    Hükümet konağının yanında biri
    Bir kemik kalmış bir deri…
    ‘Boya cila yimbeş,boya cila yimbeş’ diye ağlıyor
    Ve daha fırça bile tutamıyor elleri.

    Garipler Pazarı’nda körpe çocuklar
    Yorgunluktan güzelim yüzleri al al…
    Öldüren bir çığlık dudaklarında:
    -Boş hamal!boş hamal!boş hamal!

    Nane satan su satan yetim çocuklar
    Şarkı söyleyemediler güneşe aya…
    Biliyorum ne masal dinlemeye doydular
    Ne oyun oynamaya…

    Bezirci’de,Yüceyurt’ta Altıntabak’ta…
    Çocuklar var incecik yüzleri nurdan
    Ama toz toprak içinde elleri ayakları
    Oyuncakları çamurdan…

    Ve günahkar çocuklar,suçlu çocuklar
    Mahkeme salonunda bakarım dizi dizi
    Bu suç bizim suçumuz,bu günah bizim
    AFFEDİN BİZİ.

    Gökteki yıldızlar kadar sayısız
    Ah yurdumun kimsesiz ve yoksul çocukları
    Anladım farkınız yok koparılmış başaktan!
    Alın bu gözleri benden,alın bu yüreği artık
    Utanıyorum yaşamaktan.

    Yavuz Bülent Bakiler

    Yarın bayram…Herkese huzur,doğruluk,iyi arkadaş dolu bir yaşam diliyorum…

  6. arzu[çanik]özden diyor ki:

    hocam o arkadaşı tanımıyorum ama yazdıklarınız beni çok duygulandırdı.Rabbim mekanını cennet eylesin,onu da bizi de affetsin inş.o kadar çok insan varki el uzatılmayı bekleyen,içindeki yangını söndürmemizi ümit eden.demek birisine daha geç kaldık.şefkati,merhameti sonsuz olan onu da ,bizi de bağrına basar inş.

  7. Seval MRK diyor ki:

    Bu acı haberi ilk öğrendiğimde de çok sarsılmıştım, benzer bir olayı yaşayınca (maalesef) çok daha fazla etkiledi beni, öncelikle ailesine ve sevenlerine Allah’tan sabır diliyorum, bu ruh halimde duygularıma tercüman olan Hocam’ a da saygılarımı iletiyorum…

  8. hacer diyor ki:

    Merhaba pek muhterem aynı zamanda sayygıdeğer Fuat Hocam.Bir ölüm ve düşündürdükleri başlıklı yazınız oldukça manidar ancak bu kafenin müdavimi olarak üzülerek belirtmeliyim ki ben gerçekten çok sıkıldım.Üzerinden 4 mevsim(ağız alışkanlığı yoksa bu senenin yaz ve kıştan ibaret olduğunun farkındayım)geçti artık bu üzücü olayın üzerizde bıraktığı ataleti bir kenara koyup inadına yaşamak için azmedenlerin öyküsüyle yüreklerimizi coştursak ne dersiniz.(Bu arada teessüf ederim bu kardeşimin 1 yıldır sesi soluğu çıkmıyor yoksa bir şey mi oldu deyip aramadınız hiç.Bu sitemi Bilmukabele HACERCİM! deme ihtimalinize karşın yazıyorum.)Neyse gelelim asıl meseleye yani benim biricik kızıma .Evet evet doğru duydunuz bir kızım var ismini siz sormadan söyleyim: Cemre.Bir türlü bitmek bilmeyen kışı,buz gibi havaları,buz gibi havası olan insanları unuttursun diye.Cemrem şu anda iki buçuk aylık ama aslında bir aylık olacaktı.Kızım acele etti ve 34.haftada kucağıma geldi 1.725kg olarak.Biraz küvezde vakit geçirdi,eve geldik uzun bir süre hiç ağlamadı ama şu anda var gücüyle haykırıyor “Ben de varım ,Varlığım Türk Varlığına Armağan Olsun !”diye.Umarım gerçekten öyle olur.Eminim aynı dönemden birçok arkadaşım benim gibi bu coşkuyu ,mutluluğu yaşamıştır,yaşıyordur,yaşayacaktır.İşte o zaman anlaşılmışımdır,anlaşılıyorumdur,anlaşılacağım demektir.
    Pek muhterem Hocam işte hayat böyle sevinç ve keder el ele.
    Biraz geç oldu ama kusuruma bakmayın nasılsınız afiyettesinizdir umarım.Kendinize iyi bakın .Esen kalın.

  9. hatice toraman diyor ki:

    unuttun mu bizi herşeyimizi sildin mi bütün izlerimizi…. gitti o da işte en çok ta sebebini tam bilememek belki bilebilseydik ders alırdık daha çok sever daha sıkı sarılırdık dostumuza arkadşımıza..inadına yaşıyoruz işte hocam herşeye inat …saygılarımla

  10. arzu çanik(özden) diyor ki:

    canım hacarım,haberlerini bu sitemizden almak da çok güzel,çok mutlu edici.demek cemren var ha.sen zaten o cemre gelmeden kendini cemre yerine koyup toprağın bağrına kendini atmadın mı?çok özlemişim seni.benim de 17 aylık bir Halitim var.(17 aydır annesini uyutmayan),keşke sesini duyabilsem!,bizim birlikteliğimiz başka bir zamanda başka yerlerde…

  11. nazlı diyor ki:

    Kar eriyivermiş, buz kırılmış;
    Kuşlar gibi azad olmuş sular,
    Toprağa düşer düşmez ilk cemre.
    Arzın bağrında bin yol açılmış,
    Aktıkça akmış, şad olmuş sular;
    Dağ başlarından ta denizlere
    dört mevsim cemresi olan arkadaşa tezat selçukludan kalma bir eski zaman padişahı melikşahı olan arkadaştan her zaman coşkunırmaklar gibi akması temennisiyle(ve de hiçe sayarak sarı sonbaharı mehmet rauf eylüllerini )

Bu yazıyla ilgili yorumlarınızı paylaşın.


NOT: Yorumlar bir yönetici tarafından onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Bu nedenle göndereceğiniz yorumların yayınlanması birkaç gün veya bir hafta sürebilir.

Sidebar

  • Son Yorumlar

  • Footer