Global Navigation

 

Content


Fuat Özkul’un yazısı…

Bütün insanları kategorize edebildiğimde, sınıflandırıp, ayrıştırdığımda çok şey bildiğimi sanıyorum. Bütün bildiklerimi bir kitaba sığdırmaya çalıştığımda yanıldığımı anlıyorum. Bilginin kapısının bir şey bilmediğimizi bildiğimizde veya kendimize itiraf edebildiğimizde açıldığını biliyorum. Öyleyse bilmediklerimizi görüp, doğru sorular sorup başlamalıyız bilmeyi öğrenmeye… Çok sorumuz olmalı ceplerimizde… Korkmadan, sıkılmadan, gocunmadan “bilmiyorum” diyebilmeli ve bilemediklerimizi öğrenebilmek için sorular sormalıyız bilenlere, öğretenlere ve belki en çok da kendimize…

Kendimi bilmiyorum!Yüreğimin bazen dünyayı içine sığdırabileceğini sanıyorum, bazen ise kendi çırpıntılarına bile dar geliyor. Küçük bir gülümseme içimi ısıtıyor bazen, bazense gök gürültülerini kıskandıran kahkahalar bile yetmiyor yüzümü güldürmeye. Bazen inanılmaz derecede havai, bazen de inanılmaz derece de kanadı kırık oluyorum. Hep aynı bedenin içinde yaşıyor, ama kendimi tanıyamıyorum/bilmiyorum.

İnsanları bilmiyorum.Tam güvenilir bulduğum anlarda sırtımdan vuruyorlar. Artık hiç kimseye inanamayacağımı sandığım zamanlarda bir sıcacık yürek gelip buluyor bazen beni… Çoğu zaman kim oldukları belli olmayan yabancı gibiler. Çoğu zaman sandığımdan / umduğumdan daha fazla yaşıyorlar içimde. Her zaman aralarındayım, bazen içlerindeyim ama insanları bilemiyorum.

Zamanı bilmiyorum. Küçülüp kısacık bir ana benzediği zamanlarda oluyor, uzayıp ıssızlaşıp sonsuz bir uzay yolculuğunu andırdığı da… Bir kum saatinin düzenli akışın da yakaladığım da oluyor onu, bir duvar saatinin tiktakların da kaybettiğimde… Saatim her zaman kolumda ve yelkovanı akrebini durmaksızın kovalamakta, ama zamanı bilemiyorum.

Hayatı bilmiyorum. Bitmeyen bir hengameden mi ibaret, yoksa başı ortası sonu olan dengeli ve ahenkli bir alışkanlıklar manzumesi mi? Zevk ve sefa ile dolu bir cennet bahçesi mi yoksa her türlü cefa ve eziyetle dolu cehennemin bir numunesi mi bilemiyorum. Her sabah yeniden başlıyorum yaşamaya ve her nefes alışla biraz daha yaklaşıyorum sonuna ama hayatı bilmiyorum.

Geceyi bilmiyorum. Kopkoyu bir karanlıktan mı ibarettir yoksa ışıl ışıl yıldızlardan mı? Ya da bembeyaz bir dolunay mıdır bazen zifiri karanlıklara inat! Karanlığın içindeki ışık mıdır, yoksa ışığı örten karanlık mı? Her şeyi görünmez kılan bir zalim midir, yoksa düşüncelerimizi derinleştiren, durulaştıran bir dost mu? En çok içinde var oluyorum ama geceyi bilmiyorum.

Aşkı bilmiyorum. Kimi zaman tanımlanması imkansız, tarif edilemez güzellikte, erişilmez bir duygu olduğunu sanıyorum, kimi zaman avuçlarımın içinde yakalıyorum onu. Kimi zaman dünyadaki bütün acıları unutturur diyenlere katılıyorum, bazen de dünyanın tüm acılarına eşittir diyenlere… Yüzlercesini okudum kitaplarda, onlarcasını yaşadığımı sanmışım ama aşkı bilmiyorum.

Savaşı bilmiyorum. Ülkeler fethedip medeniyetler taşımak mıdır savaş; yoksa insanlar öldürüp, ocaklar söndürmek mi? Zafer coşkusunda mı aranmalıdır manası, yoksa anaların acı feryatlarında mı? Kaf dağının ardında mı olur savaşlar, yoksa hemen yanı başımızda mı? Her gün görüyorum yükselen dumanlarını atılan bombaların ama savaşı bilmiyorum.

Yalnızlığı bilmiyorum. Şehirlerin ezici, boğucu kalabalıkları mı yalnız bırakır insanı, yoksa dağların denizlerin uçsuz bucaksızlığı mı? Geçici bir türbülans mıdır hayatın içinde, yoksa her yeri kaplayan sonsuz bir sessizlik mi? Kendimizin mi sorgusudur yoksa başkalarının mı mahkemesi? Seslerin, siluetlerin kaybolup gidişlerini görüyorum ama ama yalnızlığı bilmiyorum.

Dünyayı bilmiyorum. Bazen bir acılar yumağı gibi dokunaklı, bazen lastik bir top gibi eğlenceli… Bazen zehirli bir yılan gibi ürkütücü ve soğuk, bazen de neşeli bir çocuk sesi gibi çekici. Ne tamamen yankısız bir çilehane, ne de iştah açan bir nimetler sofrası. Her an dönüyor ayaklarımın altında veya başımın üstünde, ama dünyayı bilmiyorum.

Ölümü bilmiyorum. Bazen bilinmez gizemli dipsiz bir kuyu, bazen tüm acıların ve sıkıntıların sonsuza dek donduğu ebedi bir uyku… Belki hayatın tek kesin değişmez gerçeği, belki de hayata dahil olmayan ve başka bir hayata açılan sonsuz bir kapı. Her nefeste ölüme bir adım daha yaklaşıyorum, her an biraz daha ölüyorum ama ölümü bilmiyorum.

Peki ben ne biliyorum? Derya içinde yaşayıp da deryadan haberi olmayan bir balık gibi yaşadığımı mı? Yoksa okullarda, ders kitaplarında bana öğretilen hayat bilgisini mi? Yazık ama onu da pek bilmiyorum aslında… Ama bildiğim önemli bir şey var: “Bilmiyorum” diyebilenlerden olmak lazım geldiğini biliyorum. Bilmediğim şeylerin çokluğunun, Yaratanın büyüklüğüne işaret olduğunu… Ve bilmediklerimi bilmek ve hayatın anlamını yitirmemek için bilinçli bir hayat sürmek gerektiğini biliyorum ve şunları söylüyorum kendime: Sen ki, her şeye baktın, her şeyi gördün biraz da kendini gör. Birçok şeyleri fark ettin, gariplikleri yaşadın. Kendinin de farkına var. Seçici ol ve kendini seç. Eğer aramayı bilirsen bir şeyin gerçeğini her zaman sahtesinden daha ucuza bulabilirsin. Ne çare ki gerçek yaldızsız, boyasız, süssüz olduğu için kimse pek istemez. Uçsuz bucaksız gökyüzünde yıldızlara, galaksilere bakacağına, patlayan havai fişeklere bakmak kolaydır tabii. Gerçek yıldızlara bakmak ve düşünmek beleş, ama bir havai fişek kim bilir kaç paradır. Çünkü gerçeğin bedeli başkadır. Gerçeğin bedeli, sabırdır, sebattır, sukuttur, öğrenme isteğidir, yaşama sevincidir, çalışmaktır, genişliktir, aşktır, ama para değildir. Kim verebilir bunu, kim görebilir bunları vereni?.. Hiç kimse. Ama sen bunları verdikten sonra kendini göreceksin. “Fethedilecek tek bir ülke var: Kendin” diyor Cemil Meriç. Önce kendini, benliğini keşfedeceksin ki gönülleri fethedebilesin. Gerçek de yüreğinin bir köşesinde oturmuş seni bekliyor olacak…

Herşeyi bilmekten, bildiğimizi iddia etmekten ve/ veya en iyi bizim bildiğimizi sanmaktan vazgeçtiğimizde, karşımızdakilere bağırıp çağırmak ve hakaret etmek yerine, onları sabırla dinleyip anlamaya çalıştığımızda, oturup sükunetle düşünmeye başladığımızda beyinlerimizi donduran rahatlıktan kurtulup, kendi tek kişilik medeniyetlerimizi kurmaya başlayacağız.

***Gökhan Özcan ve Güneri İçoğlu’na bana bunları yazdıran düşünceleri için teşekkürler!

51 Yorum - ““Bilmiyorum” diyebilmek!”

  1. Haşim Polat diyor ki:

    merhaba saygıdeğer Hocam,

    yazınız çok ama çok güzeldi ve anlamlıydı.Okurken büyük zevk aldım ve aynı zamanda çok şey aldım diyebilirim.Ama hala bilmediğim birçok şey var.Mesela neden beni sevmezdiniz :)

    şaka bir yana çok iyi bir yazıydı.

    Bundan sonraki yazılarınızıda elimden geldikçe takip edeceğim.

    Size saygısı sonsuz eski öğrenciniz

  2. fikret okalin diyor ki:

    Hocam yazınızı bir sosyolog gözüyle değerlendirdiğimizde insanları bircok varyasyonel açılımlara sürüklediğini görebiliyoruz. Şaka bir yana gerçekten cok güzel yazmışsınız. İnsan uzun zaman içerisinde edindiği bilgileri bir anda değersiz bulabiliyor. Hocam benim hayatımda da öyle anlar çok oldu. Bazen bazı durumlarda bildiğimi sandığım hiçbirşeyin aslında bildiğimi sandığım şey olmadığını gördüm. Herkesin bir dünyası var ve ona uygun şekilde düşünüyor o halde birbirimizin dünyasına saygılı olmamız lazım. Olayları dar camlardan değil bir bulutun seyrinde düşünebilmenin yolu da sanırım bu. Bütün ideolojileri ve inanç sistemlerini herkesin damak tadına göre değişen yemeklere benzetirsek, artık bence insanlık büyük bir sofra kurmalı ve herkes kendine özgü yemekleri bu sofraya bırakmalı. Bu sofrada herkes kardeşçe oturmalı isteyen istediği yemeği yemeli. Hiçkimseden bizim gibi olmasını düşünmesini bekleyemeyiz.. Günümüzde de insanları savaşa çatışmaya yönelten de herhalde bu hoşgörüsüzlük. ne yazık ki bu hoşgörüsüzlük hepimizde mevcut kabul etsek de etmesek de…

  3. rukiye ELT 3 diyor ki:

    Hep bir soru bir tereddüt içinde olmak ne büyük bir erdemdir aslında(herkes herşeyi bildiğini ‘zannedenlerken’)…En büyükler ‘bilmediklerimimi ayaklarımın altına alsam başım göğe değerdi’ derken ne kadar küçük olduğunu birdaha anlıyor insan.ikokuldan beri cümle ‘yargı’ bildirir diye öğretildi ama Fuat hocanın en çok yargılardan uzak ‘belkili’ cümlelerini severim,’Bilmiyorum’diyebilen insanlardan öğrenilecek çok şey var.Daha sık yazabilirseniz seviniriz…

  4. Gülsüm harput diyor ki:

    Hayata dair kavramların,bu kadar birbirinden farklı kutuplara itilmiş sorularla sorgulanması ilgi çekici…”Kopkoyu bir karanlık mı yoksa ışıl ışıl yıldızlarmı?”Ardarda gelen bunca sorunun ardından hayatın “absürd” olduğunu söylemek belki mümkün,yada Arthur Adamov’a katılmakta:”HAYAT ABSÜRD DEĞİL ÇOK ZORDUR…” Bu ikinci fikre katılmayı tercih edenlerdenim.Bu zorluk belki sizin deyiminizle “gerçeğin bedeli” ni ödemekte saklı.Hayatın zor yanının bilmediklerimizi öğrenebilmek için bilenlere soru sormak ile aşılacağı fikrinizi çok beğendim.Heidegger felsefesinin “DÜNYAYA FIRLATILMIŞLIK” felsefesine inat samimiyetle sorulan soruların insana yüzme ve sahile çıkma yeteneği kazandıracağına inanırım.”HİÇBİR LİMANDAN KALKMAMIŞ VE HİÇ DEMİR ATMAYACAK BİR GEMİDE”değiliz ve “FIRLATIP ATTILAR DENİZE,KAHRETSİN YÜZME BİLMİYORUM” sözlerinde olduğu gibi ölüme mahkum değil hiçbir çırpınış…Bunları tekrardan hatırlatan “güzel” yazınız için teşekkürler…

  5. seval Merkan diyor ki:

    Merhaba hocam, aslında dünyanın ve yaşamın tamamen kişisel bir algılama olduğunu ve aynı olgunun bakış açısına ve bakan göze göre ne çok yeni anlamlar kazanabileceğini hatırlatan bu mükemmel yazınız için çok teşekkür ederim. Ben de sizi ve sizden öğrendiklerimi bir şans olarak görüyorum…

  6. NAZLI KIZIL diyor ki:

    Merhaba hocam
    Gerçekten fevkaladenin fevkınde bir deneme olmuş.Ha orası belli değil deneme ya da başka birşey.İşte herşeye olduğu gibi ona da bir kılıf bulmak için deneme dedim bir de sırf yazı dememek için elbette.Belki aklınıza gelmezdi işte ama ben de nerden estiyse esti de gireyim bizim şu ingilizcecilere dedim ve girdim iyi de etmişim meğer.Yazınız pardon denemeniz sayesinde hatırlmış oldum- klasik deyişle- unutulmaya yüz tutmuş ama hala hatırlayanların ve hatılatılanların olduğu nice değerleri.SELAMETLE…

  7. kader diyor ki:

    bu yazıyı okuduktan sonra kelimeler nasıl yanyana getirilip bir cümle kurulur bende onu BİLMİYORUM. yüreğinizin hep öyle bembeyaz kalması dileğimle……

  8. Gamze Karaman diyor ki:

    hayata dair bilmeler cok karmasik insan denen varlik cok garip..ben bişi biliyorum sizinle olmak cok guzel hocam,tecrubelerinizden yararlanmakta ole..cok cok guzel olmus..ellerinize saglik.

  9. imran kula diyor ki:

    bu yazının yazarı ben olsaydım eğer,ancak bu kadar kendimden birşeyler bulurdum.
    sadece benim değil bütün insanların kendinden birþeyler bulabileceği bir yazı..kimisi yalnızlık cümlelerinde kendini bulurken kimisi aşk cümlelerinde kendini bulabilir.hocam yazınızı büyük bi zevkle okudum,ve samimiyetle çok beğendiğimi söyleyebilirim.Yazılarınızın devamının gelmesi dileğimle…

  10. derya gök diyor ki:

    hocam cok guzel yazıyosunuz da bide bende bilgisayar ekranından bisey okuyabilme alıskanlıgı olsa… ama merak etmeyin okudum.. ama sozunuze nacisane bisey eklemek istiyorum… bizim aslında buyuk huylarımızdan biridir karsımızdakine ben bisey bilmiyorum deyip aslında ondan bu tezimizi sonuna kadar cürütmesini beklemek.. yada bu tezimize kendimiz bile inanmamak… inanmak icin sadece bakmak gerekir baktıgın herseyde bilmediklerini gormek.. ve secmek.. bilmeyip daha once oldugumuz gibi kucuk kalıp farkedilmemek mi yoksa bunun farkına varıp bilgiyle aramızdaki farkı azaltmak mı.. aslında bazen insan dusunmuyo degil.. bilsek nolacak bildik de noldu… cunku bilgi de bizi mezarın derinligini gorunce terkedip gidecek o masum! arkadaslardan biri olacak.. ama en azından oraya kadar bi refekatcimizin olmasını istemek de var…

  11. aysel ulubaba diyor ki:

    yazınızı çok öneceden okumuş ve beğenmiştim, arkadaşların yorumlarını görünce edebi eleştiri dersi geldi aklıma, bişeyler yazmak istedim bende; yazıyı ilk okudğumda aklıma hernedense “”aşk imiş her ne var alemde, ilim bir kıyl u kal imiş ancak” beyiti geldi, bilsek bilsek herşeyi öğrensek, ayaklı ansiklopedi olsak, sorulan sorulacak olan soruların cevaplarını bilsek, tamda herşeyi bildiğimizi düşündüğümüz anda Fuzulinin bu beyti çıksa karşımıza ya, ne güzel olur:)Oysaki insanların çoğu ne çok şey bildiğini sanıyor, ya olduğundan bilgili görünmeye çalışanlara ne demeli?Bence insanların en çok zorlandığı şey “bilmiyorum” diyebilmek…

  12. tarık diyor ki:

    hocam bende okudum gerçekten yürek işi böylesine şeyleri yazabilmek …
    bende çok şey bildiğini sanan o zavallı insanlardan biri olarak bu yazıyı okuduktan sonra çok şeyim,i yeniden gözden geçireceğim…
    benim gibi birini bile düşündürebilecek böylesine muhabbet dolu bi yazıyı kaleme alan ellerinizden öperim….
    yalakalık olsun die yazmıyorum bunları (ki siz biliyosunuz)gerçekten de çok güzel yazmışınız…

    yüreğinize sağlık hocam

  13. hacer diyor ki:

    merhaba örtmeniiim yazınızı okumadım çok uzun geldi…tembellik ya da aşılmaz önyargılar uzun yazı okunmaz pahalı giysi alınmaz ace soldurur sigara öldürür ha bir de unutmadan pratik bilgiler de hiç pratik değil mesela giysilerinizdeki pas lekesini çıkarmak için lekenin üzerine limon sıkın ve kurumadan ütüleyin lekenin çıktığını göreceksiniz zihnim de yazdıklarım gibi kronik yalnızlığıma isyan ediyor tüm sevdiklerime:
    aynı yokuşu farklı kaygılarla tırmandık
    baharın gelişini birlikte alkışladık
    şimdi ne yokuş kaldı ne bahar ne de siz
    çünkü ayrılık tan yerini ağartmıştı çoktan…
    giden olmayı mı isterdiniz yoksa bekleyen kalmayı mı…

  14. fuat diyor ki:

    “Bekleyen olmayı” veya “Bir Bekleyeni” olmayı…

  15. nalan nurdan özdemir diyor ki:

    uzaklardan bi meraba diim dedim şimdi arkadaşların yorumlarına baktım da vıyyyy bunlarda ne lo :) demekten kendimi alamadım yine de ellerinize sağlık hocam süper olmuş cooooooook şey kaybetmişiz meğer yeni yeni anlıorum sizi çok özledim hocam ha bi de bi müjdem war hani bana mezuniyet töreninde ‘bırak artık hocayı artık bi koca bul!’demiştiniz müjde hocam müjde işte buldum bi tane ewleniorum bu yaz yaa :)kendinize çook ii bakın görüşmek üzere

  16. zehra savaş diyor ki:

    Herşeyi bilen bir bilenin var olduğu şuuruyla bilmediklerinizi/ bilmediklerimizi bize böylesi güzel,içten bir bildiriyle hatırlattığınız için teşekkür ederim.bir nefeste okudum bu yazıyı ve her bir bölümünde acabalar doldurdu zihnimi.acaba ben buna dair ne biliyorum diye düşünceler sardı.öyle ya ben ne biliyorum? bu sorunun cevabını vermek bizim için daha kolay olacak,yani yaşadığımız yıllar belli.19 yılın getirdikleri sizde olanlar kadar çok olmasa gerek:)bilmiyorum diyebilmek erdemdir der babam.bunu kabul edince zaten gelmez mi devamı?önce kabul,sonra öğrenme çabası,bilgi ve icraat.. ardı sıra gelir herşey.yeter ki bir “bilmiyorum” diyebilelim, yani nefsimizi yenip, benliğimizi tanımak için fırsatlar doğmasına müsaade edelim ve kendimize yeni kapılar aralayalım… selamlar.

  17. MERYEM diyor ki:

    Selam Hocam;
    Ben duygularımı kelimelere döktüğümde içimde coşkuyla hissettiğim şeylerin anlamını yitirdiğini,basitleştiğini görüyorum.Bu nedenle hissettiğim duyguları ifade edemiyorum.Kendimden çok şey buldum yazınızda.Özellikle ‘Kendimi bilmiyorum!Yüreğimin bazen dünyayı içine sığdırabileceğini sanıyorum, bazen ise kendi çırpıntılarına bile dar geliyor. Küçük bir gülümseme içimi ısıtıyor bazen, bazense gök gürültülerini kıskandıran kahkahalar bile yetmiyor yüzümü güldürmeye. Bazen inanılmaz derecede havai, bazen de inanılmaz derece de kanadı kırık oluyorum. Hep aynı bedenin içinde yaşıyor, ama kendimi tanıyamıyorum/bilmiyorum.’kısmını çok beğendim.Hissettikleimi tam olarak ifade ediyor.TEŞEKKÜR EDERİM…

  18. SEVTAP diyor ki:

    AÇIKCA SÖYLEMEK GEREKİRSE HİÇBİRSEY ANLAMADIM…BENCE BİLMEDİĞİNE İNANAN BİRİSİ BU KADAR UZUN Bİ YAZI YAZIP YAYINLAYARAK İNSANLARA DERS VERMEYE ÇALIŞMAZ.BİRŞEYLERİ BİLDİĞİNİZİ DÜSÜNDÜĞÜNÜZDEN EMİNİM…BİLMEDİĞİNİ DÜŞÜNMEK BERABERİNDE SUSKUNLUĞU GETİRİR.BU BİLGECE VE ÇOK KUTSAL Bİ SUSKUNLUKTUR.SİZİN İÇİN BUNU DİLİYORUM…BİLMİYORUMLARIN ARDINA SAKLANMIŞ KOCA Bİ BİLİYORUM…TÜM BUNLARDAN UZAK KALMANIZ DİLEĞİYLE….

  19. Fuat diyor ki:

    Sevgili Sevtap;
    “Hiçbirşey anlamadım…” deyip, anlamadığınızı iddia ettiğiniz bir yazı hakkında eleştiride bulunmakta kendi içerisinde sizin bahsetmeye çalıştığınız çelişkiyi barındırıyor sanki:) Halbuki bir eleştiride bulunmak için insan okuyarak bilmeli, bilerek anlamalı ve anlayarak yorum yapmalı…
    “İnsanlara ders vermeye çalışmak” meselesine gelince, o da öğretmen olmanın tedavi edilemez yan etkilerinden olsa gerek! :))
    Dileğin için teşekkürler!
    Saygılarımla…

  20. sevtap diyor ki:

    Sevgili fuat bey;
    “anlamadığım yazınız değil tavrınızdı”hiçbirşey anlamadım derken bu durumu kastetmiştim.yazınızdaki fikirlere gelince bi çocuğun anlayacağı kadar indirgenmiş müsterih olun.budurumda birilerinin yazınızı anlamadan eleştirmesi imkansız.anlaşılmayacak ne var ki yazınızda?yazınızı okuyarak bildim,bilerek anladım ve anlayarak yorum yaptım….:)
    AYRICA HER YAN ETKİNİN YALNIZCA İLACI KULLANANA ZARAR VERMESİ DİLEĞİMLE…
    yorumumu bisüre kaldırdıktan sonra yayınlama cesaretini göstermeniz kıyağına teşekkürü bi borç bilirim.
    SAYGILARIMLA…

  21. Fuat diyor ki:

    Sevgili Sertap,
    Anlamana sevindim.”Beni bir tek sen anladın, sende yanlış anladın” sanmıştım. :) Bir çocuğun bile anlayabileceği bir yazı yazabilmiş olmak beni gerçekten mutlu ettiğini bilmeni isterim.
    Yan etki konusundaki temenniniz için gerçekten teşekkürler.
    Yanlız düzeltmem gereken bir şey var: Yorumunuzun bir süre kaldırılmış olması gibi birşey kesinlikle söz konusu değil! Yorumlar ve eleştiriler sitemizin yayın ilkelerine aykırı olmadığı sürece en küçük bir müdahale söz konusu olamaz. Her türlü sansüre ve yasaklamaya karşı olduğumu ve tüm görüşlerin ve düşüncelerin özgürce tartışılması gerektiğine sonuna kadar inandığımı bilmenizi isterim.
    Saygılarımla…

  22. SEVTAP diyor ki:

    ….BENİ BİR TEK SEN ANLADIN SENDE YANLIŞ ANLADIN….ÇOK FARKLI BİR İNSANSINIZ.SİZİ ELEŞTİREN Bİ YAZIYLA SİZİ ANLADIĞIMI DÜŞÜNECEK KADAR…Bİ TEK BEN ANLADIYSAM ADINIZA ÜZÜLDÜM.YADA BELKİ GERÇEKTEN BEN ANLADIM.ELEŞTİRMEK BİR İNSANI ANLAMAK YOLUNDA ATILACAK EN CİDDİ ADIM OLABİLİR Mİ…………………………?BENCE EVET.HAYRANLIK DUYMAK ANLAMADAN DA YAPABİLECEĞİMİZ GÖZÜ KAPALI Bİ İŞ OLABİLİYOR BAZEN.VE ELEŞTİRMEKTE ACIMASIZCA Bİ AMAÇLA YAPILMAZ ÇOĞU ZAMAN.HOŞ OLMUŞ GÜZEL OLMUŞ EVET VE ONCA YORUM.AMA BU SİTE AÇILDIĞINDA EDİTÖRÜMÜZÜN AYLIK YAYINLAYACAĞI YAZILARI BURDAN TAKİP EDEBİLİRSİNİZ DİYE Bİ DUYURU VARDI.ŞUBAT 2008 BİLMİYORUM YAZISININ ÜSTÜNDEN AYLAR GEÇTİ.HERKES HALA BU YAZIYI OKUYOR VE YORUM YAZIYOR.AMA BU BANA ÇOK GÜZEL Bİ CEVAP OLABİLİR.YANİ SİZ BU ALTI AY BOYUNCA BİLMEDİĞİNİZİ DÜŞÜNEREK ‘BİLGECE VE KUTSAL Bİ SESSİZLİĞE’ BÜRÜNMÜŞTE OLABİLİRSİNİZ…:)BİLMİYORUM:)GERÇEKTEN İÇTENLİĞİNİZE ÇOK TEŞEKÜR EDERİM.BUARADA BEN SEVTAP

  23. Güldane diyor ki:

    Bir öğretmen adayı olarak gerçekten çok üzüldüm.Bir öğrencinin bu şekilde hocasına ifade tarzı…herkes herkesi sevmek zorunda değil ama saygı çok önemli;sadece öğrenci için değil,öğretmen için de çok önemli.Bu yazının anlatmaya çalıştığı düşünce,iletmek istediği mesaj ortada.Anlaşılır,anlaşılmaz;sevilir,sevilmez o ayrı.Hepimiz ve de hepiniz öğretmen olmak için bu okula geldik.İnsanlarla uğraşıcaz,insanları eğiticez.Fuat hocanın bunu ne kadar iyi başardığını ve bizlere de tecrübelerini aktarmak için ne kadar uğraştığını biliyoruz.Ama unutmayalım,bizler genciz ve bizleri eğitmek için yoğun çaba harcayan hocalarımızla aşık atamayız,o yeterliliği kendimizde görüyor olsak bile saygıyı elimizden bırakmamalıyız.

  24. Derya Gök diyor ki:

    Merhaba Sevtap(?) arkadaşım, öncelikle bu konuşmanın neresinde nekadar konuşma hakkım var bilemiyorum ama sanırım bu sahneye şahit olan naçizane bi üye olarak bunları yazmaya hakkım vardır. Buradaki amacınız keşke yazılmış olan denemeyi eleştirmek olsaydı sadece, ama görülen o ki sanki bişeye kızılmış ve bunun intikamı ya da siniri çıkarılıyo burda. Ama böyle bişeyin ne yeri burası ne de geç kalınmış lafların, geçmiş hesaplaşmaların aklanma yeri… Yazmış olduklarınız bölümümüzde bulunan biçok arkadaşımızı da rahatsız etti… Tabiki buarada yazılmış bişey varsa bunu eleştirmek hakkınız ama bunu bağırarak, çağırarak, dalga geçerek yapmak yerine bikaç uygun cümleyle yapsaydık sanırım daha hoş olurdu. Sinirli yada kızgın olmak güzelliklere çamur atma hakkını vermez kimseye… Göremediğiniz bi güzellik de varsa malesef gördüklerinizle yetinmek zorunda kalacaksınız… Ama bunu inkarla örtbas etmeye çalışmayın… Bi güzelliği sizin görememeniz onun yokluğunu kanıtlamaz… Teşekkürler… “Saygı”lar….

    PS: Buarada uyarmak istedim internet ortamında kullanmış olduğunuz tamamı büyük harf karşı tarafa “çemkirdiğiniz” anlamına gelir… Eminim niyetiniz bu değildir, yanlış anlaşılamalara bi yenisi daha eklenmesin… Dikkat edelim…

  25. aysel diyor ki:

    “edebi” eleştiri dersi alsaydı, böyle olmazdı:)

  26. Fuat diyor ki:

    Doğru söze ne denir! :) Teşekkürler Aysel!

  27. rukiye diyor ki:

    merhaba herkese!
    pardon!ilginç bi tablo oluştu,”farklı” düşünen bir arkadaşımız kafasına terliği yemiş gibi duruyor burdan bakınca.sevtap!kardeş yapma bi daha böyle şeyler mazallah harcanırsın buralarda,hem eleştiri dersi almadan ne ayıp(!)
    hiçbirşey “bilmesekte” olur ama “aynılaşmayalım,ötekileştirmeyelim”
    ne olur,”aynalar” tutalım birbirimize,bazen yansımaları hoşumza gitmesede ya da ne olursa olsun düşüncemizi özgürce ifade edebildiğimiz ender bi mecra olmaktan çıkmasın bu güzel site,”individual differences”larımzla sevelim birbirimizi.haddini aşan laflar ettiysem affola.vesselam…

  28. Derya Gök diyor ki:

    Selam Rukiyecim… Bizim niyetimiz burda kimseyi aynılaştırmak değil dikkat ettiysen arkadaşımıza eleştirmek en büyük hakkın dedim lafımın başında… Burda bu yazıyı Fuat Hoca’nın yazmış olması da değil bizim bu durumu eleştirmemizdeki maksat.. Kimseyi de edebi eleştiri aldı çok iyi eleştiri yapar diye de sınıflamak baştan bi gaflete götürür bence insanı… O konuda sana hak veriyorum.. Ama buradaki Sevtap arkadaşımızın -ki sorup soruşturduğum kadarıyla bölümde kimse Sevtap diye birini tanımıyo- uslubuna ve amacınaydı benim lafım… Sanırım mezun bi arkadaşımız bişeylerin intikamını almış.. Tabi eğer alt sınıflardan bi arkadaşımızsa bunu yazan kendisinden bu konuda özür dilerim.. Ama sanırım 20li yaşlarda bi çocuğun çıkıp 40lı yaşlarda bi hocayla dalga geçerek konuşması pek uygun olmaz… Eleştiri de humour tabiki önemli ama doğru yerde, doğru zamanda, ve doğru şekilde kullanılırsa.. Ama burada bişeyleri de tartışabilmek hoşuma gitti… Hepimizin yaptığı tek şey fikrini söylemek tabi.. Kimseyi tü-kaka yapmak değil..

  29. Fuat diyor ki:

    Aferin arkadaşlar! Öncelikle burada tüm samimiyetimle; bildikleri arttıkça bilmediklerinin çokluğu karşısında acizliğini hisseden, farkeden veya anlayan bu fakirin yazmış olduğu bu yazıyla ilgili olumlu veya olumsuz düşüncelerinizi paylaştığınız için hepinize gerçekten teşekkürler!
    Benim şahsen sizden beklediğim de budur zaten: Okuyan fakat her okuduğuna kayıtsız şartsız inanmayan, öğrenen fakat her öğrendiğine koşulsuz iman etmeyen aksine soran,sorgulayan ve “özgür ve özgün düşünen beyinler” veya bireyler olarak geleceğimizi emanet edeceğimiz siz öğretmen adayı kardeşlerimizin veya meslektaşlarımızın artık bizlere veya hiçkimseye ihtiyaç duymayan, özsaygısını ve güvenini kazanmış, farklılıkları sorun olarak değil bir fırsat olarak gören ve Rukiye’nin dediği gibi “aynılaştırmayan, ötekileştirmeyen” yetkin muallimler olmanız tek dileğim!
    Aysel’in edebi eleştiriler dersiyle ilgili cümlesine “:)” yorumumu gözden kaçırmayın lütfen! Derya’nın anlatmaya çalıştığı gibi bir dersi alıp almamakla ilgili değil mesele! Sizlerle işlediğimiz tüm derslerdeki tek amacımız, herbirinizi gerçek hayatlarınızda yukarda saydığım niteliklere haiz iyi yetişmiş bireyler/öğretmenler haline getirmek! Bila kaydı istisna hepinizi “bireysel farklılıklarınızla” kucaklıyor ve çok seviyoruz.
    Bu arada sizleri Facebookta benim başlattığım “Özgür ve özün düşünenler için tüm yasaklamalar ve sınırlamalar kaldırılmalı” başlıklı cause’uma destek vermeye çağırıyorum!
    Sitemizin ana sayfasındaki Garfield karikatürünün üstündeki sözü alıntılayarak sözlerime son vermek istiyorum yazıma. Hayırlı Ramazanlar! Allah’a emanet olun!

    “*Hayatta hiçkimse size karşı değildir, herkes kendinden yanadır sadece ve doğal olarak herkes kendi bakış açısıyla yaklaşır olaylara!”

  30. haticetoraman diyor ki:

    yani yorumun başladığı yer nasılsa oylece devam etmiş aslında kurtaracağımız ufak küçük yürekler vardı unutulan.. sevgili! arkadasımız sanki onu bişeylerden dışlamışçasına savunmaya geçmiş ,fuat hocayı tanımasam bende soyle bı yorum yapardım bu şahsa ne yapmış bu kadar,yazının içeriğini geçtim bence bırşeylerın hatrına birşeylerın bahanesiyle konuyu kişiselleştirmeden daha iyi hale getırelım kapatalım demıyorum bu kezde benı susturmaya çalışıyosunuz gibi bir ses gelebilir:)yenı her zamankı okunası dınlenesi yazılarınızla tekrar buluşmak dileğyle sayın hocam..

  31. sevtap diyor ki:

    birinin kara murat benim diye ortaya çıkmasına gerek var galiba:)annem hep derdi bu kızın temeli sağlam değil ilkokul hocası yeteri kadar üstüne düşmedi diye.anneme ilk kez hak verdim.hani öyküdeki ayna hep derdi ya: ayna ayna söyle bana benden güzel var mı dünyada…ayna da her defasında yok derdi…hani diyorum ki pamuk prensesi boşverin çocuklar kraliçeden güzel yoktur deseydi ilkokul hocam.karşınıza çıkan her aynaya yok deyin.suyuna gidin.pamuk prenses te kim oluyor ki….bence de kraliçe hep güzel kalmalıymış.ÇOK ÖNEMLİ:FUAT BEYİN YORUMLARI NE KADAR ANLAYIŞLIYDI BEN Bİ SORUN GÖRMEDEN ANLAŞTIĞIMIZI DÜŞÜNMÜŞTÜM AMA BU KORUYUCU KİTLEYE ANLAM VEREMEDİM.FUAT BEY KRALİÇE DİİL ELBETTE AMA ORTADA Bİ GRUP KRALİÇE YANDAŞI VAR.

  32. Derya Gök diyor ki:

    Pes!!!! Arkadaşım… Fazlası gelmedi aklıma… Edep adap nerde kalmış… Biz kimleri arkadaş zannetmişiz… Siz anlamadınız heralde bizim tepkimiz sizin tavrınıza… Madem bu kadar nefret dolusunuz birine bunun için okulda yeterince zamanınız vardı… Bu kadar nefreti neden sakladınız içinizde… Sonra ortalıklarda dolaşıp baak fuat hocayı nasıl bozdum reklamları yapmak niye… Kime neyi kanıtlamaya çalışıyosunuz… Neden böyle bişey yapmak istiyosunuz… Kusura bakmayın size olan saygımı da şuan kaybetmek üzereyim… Madem bu kadar Kara Murat görüyosunuz kendinizi kim olduğunuzu yazın… Bu olay hergün yüzlerce kişinin ziyaret ettiği bi sitede çamur atmak amaçlı yapılıyosa Nihat Hocamı da korurum, Münir Hocayı da, Mustafa Hocayı da… Bu olayı kişiselleştirip çamur attığınız kitleyi genişletmeye çalışmayın.. Hep söylüyorum burda ortaya konulmuş bi yazı bi eser varsa, ve altında da yorum yapabilirsiniz yazıyosa herkesin yorum yapmaya, fikrini söylemeye, eleştirmeye hakkı var… Ama bu olayı Güller Savaşına çevirmeden…

  33. Güldane Çetinkaya diyor ki:

    çok uzadı gerçekten bu olay,hatta çok anlamsızlaştı.Herkes düşüncesini söylesin diye savunuyosunuz işte,söyledik bitti.Son nokta yazıyı yazan hoca tarafından kondu.Sıkılıyorsanız eğer,başka bi konu açın da bari bu konu dallanıp budaklanmasın,masal anlatmayalım.Bu yazıyı yazmak bile şu anda bana çok anlamsız geliyo,çünkü bi yere varamıyoruz.Sadece bahsettiğiniz şu kraliçe yandaşlarından olduğumu düşündüğünüz için yazıyorum.Aslında öyle düşünmeniz de pek önemli değil artık çünkü anladım ki düşüncemiz sabit,esnetemiyoruz bi türlü,ya da doğru bildiklerimnizi baştan beri söylediğimiz şekilde saygılı bi şekilde anlatamiyoruz.Her kimseniz gerçekten hayatınızda başarılar diliyorum.Eğer öğretmen adayıysanız şansa daha çok ihtiyacınız olacak,bi gün mutlaka sizi anlamayan ya da ısrarla anlamak istemeyen bi sürü insan çıkıcak karşınıza,ve onlar bu Kara Murat,Pamuk Prenses,Kraliçe ya da aklınızdaki masal kahramanlarını hiç duymamıs olabilir,ya da bunlarla anlatmaya çalıstıklarınızı anlayamayabilirler.Sonuçta herkesin düşüncesi ayrı,hele hele cahille hiç tartışılmaz derdi Fuat hoca.Çok haklı…

  34. Fuat diyor ki:

    Tartışmak yine de güzeldir Güldane! Etkin ve yaygın bir iletişim şeklidir. Ama “cahillerle veya önyargılı insanlarla tartışmayın diğerleri aranızdaki farkı anlamayabilir” diye de bir söz var benim sık sık tekrar ettiğim. En iyisi yeni yazımı ekliyeyimde mevzuyu başka bir konuya bağlayalım.
    Bu arada Sevtap Hanımın bizim eski bir öğrencimiz olduğunu sanmıyorum.Ama ilgisinden, yorumlarından ve katkılarından dolayı kendisine teşekkür ederim. Farklı bir renk ve bakış açısı getirdi ve gerçekten güzellikler kattı sitemize. Kendisini herzaman bekleriz Edebiyatkafemize!
    Hepinize selamlar! Yeni eğitim-öğretim yılı hepimiz için hayırlara vesile olur inşallah!

  35. Fuat diyor ki:

    Ayrıca kraliçelere, krallara ve kraldan çok kralcılara her zaman karşıyım. Zaman demokrasi ve hoşgörü zamanı! Birbirimizi kırmadan, rencide etmeden, üzmeden anlamaya çalışmalı ve farklılıkları hoşgörebilmeliyiz! Burası herkese ve her görüşe açık bir platform. Çünkü bizler Mevlana ve Yunus Emre’nin torunlarıyız!

  36. ayseL diyor ki:

    hocam yazısının altına şu notu iliştirseydi ya, “söyleyeceklerim karşımdakinin anlayabileceği kadardır.”

    :)

  37. ARZU KARACA diyor ki:

    MERHABA HOCAM TESADÜFEN BULDUM UZAKLARDAN GÖZLERİM DOLDU İNANIN İNSAN KAYBEDİNCE DEĞERİNİ ANLAR DERLER YA ÇOK DOĞRUYMUŞ ARDAHANA DÜŞÜNCE ANLADIM HERŞEYİ,HERKESİ VE MALATYAYI ÇOK ÖZLEDİM KENDİNİZE İYİ BAKIN ÇOK KÖTÜ RUH HALİ İÇİNDEYİM HOŞÇA KALIN

  38. fuat diyor ki:

    Merhabalar Sevgili Arzu! Bizlerde biryandan sizin gibi değerli öğrencilerimizi kaybetmenin, diğer yandan gittiğiniz yerlerde bizleri başarıyla temsil ettiğinizi bilmenin kıvancını yaşıyoruz. senin gibi iradeli ve karakterli bir kişinin her türlü zorluğun altından kalkacağına yürekten inanıyorum.O yüzden “kötü bir ruh hali içinde” olmanın geçici bir durum olduğuna inanıyorum.Dualarımız seninle!Allah yar ve yardımcın olsun.
    *Foruma katılda ordan haberleşelim. Yardımcı olacağımız herhangi birşey varsa çekinmene gerek olmadığını bilmeni isterim. Bizler artık birer meslektaşınız ve abiniz olarak herzaman yanınızdayız.Allah’a emanet olasın.

  39. hacer diyor ki:

    hocam merhaba
    yeni yıl yeni öğrenciler
    I MEAN LIFE IS BEAUTIFUL
    umarım doğru yazmışımdır
    özledim herkesi see you soon

  40. Lamia diyor ki:

    merhaba hocam,
    Yazınızı çok beğendim ve kendinizi bu kadar tarafsız gözlemleyebilme yeteneğinizi de gerçekten takdir ettim.Ayrıca her ne kadar bazıları, yazınızın bir çocuğun anlayabileceği kadar basite indirgenmiş olduğunu savunsa da, benzetmelerle süslediğiniz anlatımınıza hayran kaldığımı söylemeden edemeyeceğim.
    Yüreğinize Sağlık..

  41. selvi diyor ki:

    hocam yazınız gerçekten çok güzel olmuş sizi tebrik ederim

  42. ayşe muhan(kıransoy) diyor ki:

    öncelikle merhaba hocam,
    Okuldan yeni geldim;bugün derste bize öğrettiğiniz engin bilgilerden bahsettim öğrencilere aklıma geldiniz yine.okuldan geldiğimde yorgundum ama yazınızı okuyunca silkelendim önce ,sonra kendime şunu diyerek kendime geldim:’Bilmediğim ve öğreneceğim ve hatta öğreteceğim çok şey var’yazınız çok hoşuma gitti.

  43. ARZU KARACA diyor ki:

    hocam tekrar merhaba gerçekten bize verdiğiniz bilgiler çok değerliydi ama boşa çıkmıyor emin olun avrupa birliği projelerinden birinin Ardahan Halk Eğitim Merkezi irtibat kişisiyim finlandiya ve estonya ya gidiyorum her şey için teşekkürler hocam herkese selam

  44. özlem diyor ki:

    hocam merhebabize verdiginiz bilgiler için çok teşşekür ediyorum saygı deger arkadaşlarımada burdan herkese slm gönderiyorum

  45. mrve karhn diyor ki:

    mrb. nalan nurdan ozdemır kmle evlenıon bakalımm

  46. ezeli hayal diyor ki:

    hocam yazınız çok güzel ama yorum yazanlardan en güzeli fikret hocanın yorumu zaten onun öğrencisiyim onu çok seviyoruz yorum çok güzel mükmmel olmuş gerçekten süpersiniz hocam ben 10 TM D den öğrenciniz nubar

  47. liseli diyor ki:

    mrb hocam yazınız gerçektende çok güzel şu anki hayatımızı yansıtıyor ama yorumlardan en güzeli fikret hocanın yorumu çok güzel yorumlamış zaten hocamızdanda bu beklenir ben fikret hocanın öğrencisiyim

  48. Deryaa diyor ki:

    fikret hocam bi sözlü notu verin artık bu öğrencilere :)))))

  49. nalan nurdan (özdemir) önal diyor ki:

    BU MRVE KRHAN KİM ACABA TANIYAMADIM

  50. ilknur diyor ki:

    HOCAM GERÇEKTEN YAZINIZ ÇOK GÜZEL OLMUŞ BENDE ARADA BİR ŞİİR YAZIYORUM BÖYLE ŞEYLERİ NERDEN BULUYORSUNUZ DAHA DOĞRUSU NASIL YAPIYORSUNUZ BİR ARA SİZE GÖSTERSEM OLURMU HOCAM

  51. arzu diyor ki:

    hocam yazınız sizin kadar güzel olmuş yazınızın devamını bekleriz

Bu yazıyla ilgili yorumlarınızı paylaşın.


NOT: Yorumlar bir yönetici tarafından onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Bu nedenle göndereceğiniz yorumların yayınlanması birkaç gün veya bir hafta sürebilir.

Sidebar

  • En son yazılar...

  • En son yorumlar...

  • Footer