Global Navigation

 

Content


“Biliyorum diyebilmek” gerçekten çok zor biliyorum, ama biliyorum diyebilmenin gerekli olduğunu biliyorum. Uzun zaman sonra tekrar bildiklerime eklediğim yeni bilmediklerimle bilmem gereken şeylerin ne kadar çok olduğunu fark etmenin verdiği hisle birşeyler karalamak gerektiğinin zamanı geldiğini biliyorum.

“Asil azmaz, bal kokmaz” demiş atalarımız, biliyorum. Ancak asillerin azmayan asıllarını bulmanın zorluğu içerisinde, azınlıkta kalan asillerin sayısının azlığını farketmenin yürekte bıraktığı buruk acıyla, henüz umudunu yitirmemiş, aslını unutmamış, asil ruhlu çocukların dudaklarına bir parça kokmayan bal sürmek maksadıyla bir yazı yazmanın ne zorlu bir uğraş olduğunu biliyorum.

ga2.gif

Başımızı belaya sokmamak için çenemizi tutmamız ve haddimizi bilmemiz  gerektiğini biliyorum!

“Bırak herşey değişsin, sen değişme, sonunda sen değişik olursun” ilkesinin çelişkili görünmesine rağmen bir o kadar da tutarlı bir tutum olduğunu biliyorum. Belki de “değişmeyen tek gerçek değişimin kendisidir” ifadesini kendi tutarsız değişimlerini gizlemek maksadıyla bir ilke haline getirmiş olan kimi ilkesiz ve de ülkesiz aydınların, karanlık güçlerin maşası olmayı ve esen rüzgara göre rotalarını bulmak maksadıyla çoban yıldızının yönünü bile inkara kalkışanların maskesini düşürmek amacıyla böyle bir yazının gerekli olduğunu biliyorum. Yine de değişmeyen ve de hiç değişmeyecek olan ve değişmeden de kendini yenileyebilen bazı düşünce ve doğruların, eninde sonunda yolunu bulmakta zorluk çekenlerin imdadına yetişecek bir kılavuza dönüşeceğini biliyorum.

selcukerdem-223.jpg

Bazen sağlıklı iletişim kurabilmek için yeni ve sıradışı yollar denememiz gerektiğini biliyorum!

“Doğru olanı dokuz köyden kovarlar” ama onuncu köy varsa gidecek, doğruyu dosdoğru bir şekilde söylemenin yanlış bir şey olmadığını biliyorum. Çok zor bu kadar eğrinin arasında doğruyu bulup söylemek ama imkansız olmadığını biliyorum. Çünkü “doğru” yalnız acı olanı söylemek, çirkinden söz etmek, yanlışları göstermek değil, sevgiyi de belirtmek, iyiyi de söylemek, güzeli de göstermektir, biliyorum. Eğer orda bir köy varsa uzakta (veya yakında !) gidemedikten, göremedikten sonra o köye, o (onuncu !!!) köyün bizim köyümüz olduğu yalanına inanmanın düpedüz salaklık olduğunu biliyorum.

Biliyorum başkalarının ayıplarını ve günahlarını araştırmayı terk edenin kendi ayıplarını ve yanlışlarını görüp düzelteceğini söylemiş Hz.Ömer. Bunun ne doğru bir tespit olduğunu biliyorum. İnsanların sırf yanılgılarına göre değer biçenler cahillerle budalalardır elbette. Olgun ve bilgili kişler ise her zaman ve her yerde herkeste doğru ve iyi yanları da arayıp bulabilirler isterlerse, biliyorum. Çünkü iyiliği yalnız iyiler anlar, kötülüğü ise herkes…

selcukerdem-140.GIF

Kendimizi geliştirebilmek için bizden daha tecrübeli ve bilgili insanlara kulak vermemiz gerektiğini biliyorum!

Bilgisiz olduğumuzun şuuruna varmak bilgiye atılmış büyük bir adımdır ve bin kilometrelik bir yolculuğa bir adımla başlanır biliyorum. “Bildiğim tek şey bir şey bilmediğimi bilmektir” sözünü hemen herkesin bildiğini ama aslında ne anlama geldiği konusunda pek kafa yormadıklarını biliyorum. Çünkü bunu söyleyen birçok kişinin çok şey bildiğini düşündüğünü ve bu sözün şuuruna varmanın kolay olmadığını biliyorum. Bense birçok konuda, bir çok yerde, birçoklarımızın haddini bilmesi gerektiğini biliyorum.

Hayatın incelikten yoksun hilekarlar, alçak yalancılar ve korkak aptallar tarafından kaba biçimde oynanan kötü bir komedi; belki de traji-komedi olduğunu biliyorum! Çünkü yaşam gerçek bir karmaşa, kötülük arsız ve güçlü… Güzellik büyüleyici ama az. Mutluluk çok kısa. İyilikse çok çabuk yitip gidiyor. Günler adiliklere dönüyor. Duyarlı insansa yok denecek kadar az. Ama bu haliyle bile dünya bir yanılgı değil, bir fantezi değil, geceden kalma kötü bir düş değil. Her gün yeniden ve yeniden uyanıyoruz yaşama, büyük ve bitmez bir umutla. Ne unutabiliyoruz, ne de savsaklayabiliyoruz. Ne yok sayabilir ne de vazgeçebiliriz. Biliyorum. Çünkü “bak güzel günler yola çıkmış geliyorlar” diyor Mevlana…

selcukerdem-231.jpg

Hayatta ne bulacağımızın neyi, nerede ve nasıl aradığımıza bağlı olduğunu biliyorum!

Aşkı anlamak mı gerek, hissetmek mi veya aramak mı? Yoksa bir yerlerde ansızın bulmak mı, ya da tanımını yapabilmek mi gerekli, bulabilmek ve yaşayabilmek ve de hissetmek için… Sadece bütün bunları düşünmenin çok gereksiz olduğunu biliyorum. Ama Bernard Shaw’un “aşk bir kişi ile geri kalan herkes arasındaki farkın çok fazla abartılmasıdır” dediğini biliyorum. Balzac da “ aşk aşı gibidir, insanın ikincide ağır hastalanmasını önler” diyor. Aşkın büyük bir hoca olduğunu biliyorum yanlızca… Birçok şey öğretmeye çalışan, iyiniyetli ve çalışkan, ama çoğu zaman yapmaya çalışırken pervasız ve acımasızca yıkıveren… İnsan iki şeyi saklayamaz bu yüzden; sarhoşluğunu ve aşık olduğunu… Çünkü aşkın akılla pek işi olmaz. Gayet iyi biliyorum…

Yazdıklarımın çoğunun okuyanların çoğu tarafından anlaşılmayacağını ve/veya yanlış anlaşılabileceğini biliyorum. Ama      “ne kadar büyük düşünürsen o kadar yanlış anlaşılırsın” diyor Emerson. Dolayısıyla bunun çok ehemmiyetli olmadığını biliyorum. Hem ne söylerseniz söyleyin, söyledikleriniz karşınızdakinin anlayabildiği kadardır demiyor mu Mevlana? Bu sepeble anlamadan eleştiren veya daha kötüsü anlamaya çalışmadan eleştirmeye girişenler olabileceğini biliyorum. Nihayetinde Cemil Meriç üstadın dediği gibi denize atılmış bir şise her kitap (yazı), içine gönlünü boşaltığın şişeyi belki açarlar belki açmazlar. Sorun yok… Biliyorum. :)

ga1.gif

Mutluluğu yakalayabilmek için, güzellikleri farkedebilmek için iyimser bir bakış açısına ihtiyaç duyduğumuzu biliyorum.

Mecaz-ı Hayat

Hayat güzel
Güzel anılar gibi
Şefkatli analar kadar
Masum bir çocuk gibi güzel.

Nefret çirkin
Asık suratlar gibi
Sevimsiz yalanlar kadar
Sahte bir gülümseyiş gibi çirkin.

Ölüm hüzünlü
Yürek sızlatan ağıtlar gibi
İç yakan şarkılar kadar
Fani bir ömür gibi hüzünlü.

Yaşam güzel anılar gibi hüzünlü
Hüzünlü şarkılar kadar güzel
Ağıt yakan masum analar gibi
Güzel ve hüzünlü.

Hayat pembe hülyalar kadar
Hüzün dolu anılar gibi
Korku dolu kabuslar kadar
Ve güzel olan her şey gibi
Yalnızca mecaz!

Fuat Özkul/ Malatya 1998-2009

Fuat ÖZKUL
(İnönü Üniversitesi - MALATYA)

14 Yorum - “Biliyorum - 2”

  1. Seval Merkan diyor ki:

    Hocam yine muhteşem bir yazı olmuş, uzun süredir bekliyordum. yüreğinize sağlık, bize ışık tutmaya devam ediyorsunuz.
    tabii sadece “güzel bir yazı olmuş” demek o güzelim şiire haksızlık olur. Onun da hakkını teslim etmek lazım.

  2. Çiğdem MERİÇ diyor ki:

    Söylenecek birşey yok, harikasınız hocam… Evet Sevalcim önemli olan yazının hakkını verebilmek, hakkını vermek ve akabinde gerekiyorsa değişebilmek… (Our only security is our ability to change. — John Lilly)

  3. Gökçen OKUR diyor ki:

    Bilmek hepimizin bilip bilmeden kullandığı bir kelime, ama asıl önemli olan neyi bilip bilmediğimizin farkında olabilmek. Biliyorum dediğimiz şeyler üzerinde “Acaba gerçekten biliyor muyum?” diye düşünmemize neden olduğunuz için teşekkür ederim.

  4. Ümmügülsüm Nakir diyor ki:

    hocam bu sitede yazdığınızı yeni öğrendim.Şu an tek bu yazınızı okudum ama gerçekten öyle güzel,öyle anlamlı ki her kelime hayran olmamak elde değil.Gerçek öğretmenlik bu galiba her zaman doğruları anlatmaya çalışmak ve bunu başarmak.Yüreğinize sağlık hocam çok çok çok güzeldi.

  5. Suzan KARABAŞ ÖZYAZI diyor ki:

    Mrb Fuat hocam,emeğinize ve yüreğinize sağlık.Ben de BİLİYORUM ki bu yazı ve şiir sadece sizi anlayanlar tarafından okunacaktır,tam da sizin anlatmak istediğiniz gibi anlaşılacaktır ne bir eksik ne bir fazla…
    sevgilerle…

  6. nazlı kızıl diyor ki:

    slm ilk olarak bir soru:Mecaz-ı hayat yerine işte hayat ya da gerçek hayat deseydik.ÖLÜM ve NEFRET ile başlayan dörtlüklerdeki bu iki kelimenin yerine HAYAT kelimesini koysaydık çok mu karamsar olurduk ya da kendimize onuncu bir köy mü bulmak zorunda kalırdık?Burası da değilse neresi onuncu köy?Yine düşündüren ve kendi içimize bakmamız gerektiğini söyleyen bir yazı.selametle….

  7. hacer diyor ki:

    Ve nihayet vuslat.Biliyorum sabırla beklediğimizde beklenene ramak kaldığını. Biliyorum birkaç dize de olsa paylaşılanların ne denli eşsiz olduğunu.Biliyorum beklenen bir olsa da bekleyenlerin bir bir bir… olduğunu.Biliyorum ve sessizce bekliyorum .
    Çok saygıdeğer ve aynı zamanda sevgiyi ziyadesiyle hakeden Fuat Hocam sizden haber almak ne güzel.Sıcak yaz günlerinde edebiyatkafeden başka yürekleri serinleten bir yer yok.Limonata tadındaki yazılarınız için çok teşekkürler.(bu arada limonatayı çok severim yanlış anlaşılmasın lütfen)
    sevgili arkadaşlarım çiğdem ve seval umarım sizler de sağlıklı ve mutlusunuzdur.Sizleri çok özledim ,görüşmek dileğiyle…

  8. NUR ÖZGÖKÇE diyor ki:

    what a wonderful passage my wonderful teacher… slm hocam gerçekten çok anlamlı bir yazı bu, okurken çok keyif aldım.bu kadar zeki,düşüNceli ve tecrübeli bir öğretmene sahip olduğumuz için çok şanslıyız…

  9. arzu özden(çanik) diyor ki:

    saygıdeğer fuat hocam,bu yazı hakkında birşeyler söylemek benim haddim değil ama tek kelimeyle “ENFES”.hocam derinliğiniz,ufkunuz o kadar farklı ki,sizi ancak sizin gibi söz ve kalp üstadları anlayabilir.Ellerinize,yüreğinize sağlık

  10. Aysenur Engin diyor ki:

    Hocam ben de Gülsüm gibi yeni öğrendim burada yazdığınızı ve iyi ki de öğrendim! çok harikaydı yazdıklarınız. ellerinize,yüreğinize ve emeğinize sağlık..

  11. Spartakus diyor ki:

    sayın hocam merhaba… Bu yazınızda en çok hoşuma giden kısım ne biliyor musunuz hocam? “Yazdıklarımın çoğunun okuyanların çoğu tarafından anlaşılmayacağını ve/veya yanlış anlaşılabileceğini biliyorum.” En iyi bildiğiniz kısım bu bence. Yorumlara dikkat ettim de. Pohpohlamadan başka birşey yok. İnsan yorumlardan yazının neyle ilgili olduğunu bile anlayamıyor. Hocam bir gün şöyle FB-GS maçını anlatın bi yazınızda.. bakalım yorumlar farklı olacak mı

  12. Fuat Özkul diyor ki:

    “Denize atılan bir şişe her kitap.Asırlar,kumsalda oynayan çocuk.İçine gönlünü boşalttığın şişeyi belki açarlar,belki aç(a)mazlar” diyor Cemil Meriç üstad… Yine de yazmak lazım anlaşıl(a)masakta,yanlış anlaşılsakta… Herkes nasibi kadarını alır… Belki de sorun yeterince iyi anlatamamaktadır kendimizi kimbilir? Ama umutla, yılmadan denemekte fayda var yine de… Çünkü birbirimizi anlamaya, kendimizi anlatmakla başlamalıyız ki anlaşılabilelim ve anlaşabilelim…

  13. Fuat Özkul diyor ki:

    Spartaküs’e:
    Yorumun için teşekkürler! Ama eleştirmek sadece kötüyü, çirkini, yanlışı göstermek demek değildir. Aynı şekilde iyiyi, güzeli ve doğruyu da görebilmek ve göstermeyi gerektirir. Sanırım sadece bu yazıyla ilgili yorumlara bakmışsın… Saygı ve nezaket sınırları içerisinde yapılan her türlü yorum ve eleştiriye her zaman açık olduğumuzu bilmenizi isterim.(Bkz. “Bilmiyorum Diyebilmek” yazısı hakkındaki yorumlar) Bu yazıyla ilgili yaptığınız yorumuda örnek olarak görebiliriz ayrıca… İlginize teşekkürler.

  14. hacer diyor ki:

    Sayın Spartaküs ,
    Bu yazı senin için sadece bir bahane olmuş okuduğunu idrakten yoksun olarak gördüğün bizleri eleştirmeye.Neyse sayende birkez daha okumuş oldum bahse konu yazıyı.Bir kez daha teşekkürler Fuat Hocama ve bir defa okumakla konuya ne kadar hakim olamadığımızı bizlere gösteren Spartaküse.

Bu yazıyla ilgili yorumlarınızı paylaşın.


NOT: Yorumlar bir yönetici tarafından onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Bu nedenle göndereceğiniz yorumların yayınlanması birkaç gün veya bir hafta sürebilir.

Sidebar

  • En son yazılar...

  • En son yorumlar...

  • Footer