Global Navigation

 

Content


Biliyorum -1
Biliyorum. Bir yer var… Biliyorum. Şairin; “Bir yer var, biliyorum;/ Her şeyi söylemek mümkün; /Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum; /Anlatamıyorum” diye bahsettiği bir yer. Ama anlatamadıklarımı anlatmayı denemem gerektiğini de biliyorum. Büyük dertler dilsizdir. Biliyorum. Ama dertlerimizi dillendirmek gerektiğini de biliyorum. Hazreti Ali’nin: “Bela sırasında sabırsızlıkla sızlanmak, musibeti artırır” sözünü biliyorum. Ama başka bir şey yapamamanın verdiği çaresizlikle bir şeyler yazmam gerektiğini de biliyorum. Yine Hz. Ali’nin; “Akıl tamam olduğunda, söz azalır” sözünü biliyorum. Fakat Cemil Meriç’in “Söyleyecek sözü olanın sükutu intihardır” sözünü de biliyorum. Filistin’de yıllardır süregelen katliam da İsrail uçaklarının attığı bombalarla ve İsrailli askerlerin mermilerine hedef olarak şehit edilen binlerce masum çocuk olduğunu biliyorum. Bu acıları, dertleri ve sıkıntıları ifade etmede kelimelerin kifayetsiz kaldığını da biliyorum. Şiir yetişir bu anlarda… Biliyorum. Zavallı sözcüklerle, uzadıkça uzayan cümlelerle, sayfalar dolusu kelimelerle ifade edilemeyen duyguların, düşüncelerin, dertlerin ve kaygıların ve elbette soylu başkaldırıların asil sözcüsüdür şiir. Biliyorum. İsyanın ve direnişin sesidir. Davos’ta vakur bir edayla zalimlere ve onları alkışlayan destekçilerine tavır koyan, şiir okuyan büyük yürekli adamın da “yumuşak başlıyım, ama uysal koyun değilim” dediği gibi, en onurlu başkaldırıların da en özlü ifade biçimidir şiir. Biliyorum. Milli şairimiz Akif’in evrensel mesajlar içeren şiirinin tam yeridir. Biliyorum:

Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdı mı, hatta boğarım!…
-Boğamazsın ki!
-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırmada geç git, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu…
İrticanın şu sizin lehçede manası bu mu?

filistinli-cocuk.jpg

Filistin’in en büyük şairlerinden Mahmut Derviş’in çok zor şartlarda, diğer binlerce Filistinli gibi, çocukluğunu yaşayamadan büyümüş bir Filistinli olduğunu biliyorum. Yine başka bir Filistinli şairin “Çatışma ortamında çocuklar adam doğar” sözünü de biliyorum. Elbette Hz. Ali’nin“İntikamla efendilik olmaz” sözünü biliyorum. Ancak Gazze’de, tüm dünyanın gözleri önünde insanlar öldürülürken; yaşlılar, kadınlar ve özellikle de masum çocuklar acımasızca katledilirken, Derviş’in Filistin direnişinin güçlü bir sesi haline gelmesini sağlayan “Kimlik Kartı” adlı şiirinde haykırdığı gibi;

“Kaydet ilk sayfanın ta en başına
Nefret etmem insanlardan
Hiç kimseye saldırmam
Ama aç kalınca
Toprağımı gasp edeni çiğ çiğ yerim
Kolla kendini! Kork benim açlığımdan
Kork benim öfkemden!
Kolla kendini!” diye haykırmak gerektiğini de biliyorum!

Yüce Allah’ın bizlere bir hediyesi olan bu güzelim dünyanın, istenirse, tüm insanlığın barış içerisinde yaşayabileceği huzur ve mutluluk bulabileceği bir cennet haline dönüştürülebileceğini biliyorum. Ama İsrail’in barış istemediğini de biliyorum. Ali Bulaç’ın belirttiği gibi:

İsrail barış istemiyor. Tuhaf gelebilir, İsrail’i korkutan en büyük etken, barış ihtimalinin belirmesi, barışa zorlanması. Barış demek İsrail’in kendi asli toprakları üzerinde yüzde 22′lik bölümde dahi Filistinlilerin varlığını tanıması; yayılma stratejilerinden vazgeçmesi demektir. Dışa yaydığı etkili propagandaya rağmen, Siyonist İsraillilerin bilinçaltında “Halksız toprak, topraksız ulus” fikri yatar. Onlara göre Filistin toprakları üzerinde yaşayan bir halk yok, Filistinliler halk filan değil, insan bile değiller. Varlık zincirinde cansızlar, bitkiler, hayvanlar, insanlar, İsrailoğulları ve Tanrı var. İsrailoğulları Tanrı ile insanlar arasında bir halkayı teşkil ederler. Filistinliler, Vadedilmiş Topraklar üzerinde pürüz çıkaran yaratıklar hükmünde, diğer halklarla aynı varlık mertebesinde oldukları bile şüpheli. (Zaman, 29 Aralık 2008, Pazartesi)

Yine aynı yazıda belirtildiği gibi ; “Tüm evren Tanrı’ya aittir. Evreni O yaratmıştır ve onu, kimi uygun görürse ona verir. Başlangıçta bu toprakları diğer halklara vermek nasıl O’nun isteği idiyse, şimdi onlardan alıp bize vermek de yine O’nun isteğidir” (Tora ve Aftara, l. Kitap, Bereşit,1; 1. Yaratılış; İlk Gün, s. 3). Bu anlayışta teolojik bir arka plana göre dünyevi politik ve askerî strateji belirleyen bir devletten asla barış çıkmayacağını biliyorum. Nil’den Fırat’a kadarki topraklar üzerinde milletlerin toprakları da bu şekilde ellerinden alınacaktır. Çünkü Tanrı evrenin Yaratıcısı ve tek Hakimi’ dir, evren O’nundur, bu toprakları seçilmiş kavme, İsrailoğulları’na vermiştir. İsrail’in tanrısı bu! Veren de O, alan da O! Kutsal kitaplarında “Onlarla ahdetmeyeceksin ve onlara acımayacaksın… Çünkü sen Allahın Rabbe mukaddes bir kavimsin; Allahın Rab, yeryüzünde olan bütün kavimlerden kendine has bir kavim olmak üzere seni seçti ” (Tensiye, 7.) dediğini biliyorum. Kendilerinin tüm diğer kavimlerden ve yeryüzündeki tüm insanlardan üstün oldukları inancıyla hareket eden İsraillilerin barışla, uzlaşmayla, anlaşmayla yaptıklarına son vermeyeceklerini biliyorum. Çünkü: “Şimdi git, onların her şeylerini tamamen yok et ve onları esirgeme ve erkekten kadına, çocuktan emzikte olana, öküzden koyuna, deveden eşeğe kadar hepsini öldür”(l. Samuel, 15.) öyle bir inanca sahip olan bu zalimlerin uluslararası hukuka ve kurumlara saygı duyup topraklarını işgal ettikleri insanlara zulmetmekten ve tüm yaptıklarından vazgeçip, özür dileyerek insanca, dostça ve barış içinde yaşamayacaklarını biliyorum.

Theodor Herzl’in (1887) “Kuzey sınırlarımız Kapadokya’daki dağlara kadar dayanır. Güneyde de Süveyş Kanalı’na. Sloganımız, Davud ve Süleyman’ın Filistin’i olacaktır” dediğini biliyorum. Yine 1948′de David Ben Gurion, “Filistin’in bugünkü haritasını İngiliz manda yönetimi çizmiştir. Yahudi halkının, gençlerimizin ve yetişkinlerimizin yerine getirmesi gereken bir iş daha vardır. Bunu Nil’den Fırat’a kadar genişletmektir” dediğini de…

Bu yüzden biliyorum İsrail ne barış ister ne Nil ve Fırat arası topraklardan vazgeçmek. Filistinli masum sivilleri, çocukları öldürürken “insan” olduklarını bile düşünmediklerini biliyorum. “ Filistinliler tek bir noktada İsrail’i çileden çıkarıyorlar. Direniyorlar ve diz çökmüyorlar” diyor Bulaç. Bizim de yapılan bu zulme seyirci kalmayıp direnmemiz ve haksızlıklara karşı mücadele de diz çökmememiz gerektiğini biliyorum. Bu yüzden İsrail’ e destek veren firmalara ve Yahudilere ait olan şirketlerin ürünlerine karşı yapılan boykota katılarak en azından bu zulme ve katliama dolaylı destek vermemek gerektiğini biliyorum.

boykot.png

Filistin’de her türlü sıkıntı ve yokluğa rağmen “diz çökmeyip direnen” kahraman insanların acılarına ve öfkelerine ortak olmak ve onlara elimizle olmasa da en azından dilimizle, sözlerimizle ve dualarımızla destek vermek gerektiğini biliyorum. Bu yüzden bu kifayetsiz kelimelerle oluşturmaya çalıştığım yazımı Derviş’in 1988 yılında yayımladığı “Yürüyenler Eğreti Sözler Arasında” adlı şiirinin son mısralarıyla noktalamak istiyorum:

“Geldi artık çekip gitme zamanınız
Nerede isterseniz orada ölün ama ölmeyin aramızda
Yapılacak işlerimiz var toprağımızda
Burada bizimdir mazi
Bizimdir hayatın ilk sesi
Bizimdir bugün, bizimdir gelecek
Burada bizimdir dünya ve ahiret
Çıkıp gidin toprağımızdan
Denizimizden, karamızdan
Buğdayımızdan, tuzumuzdan, taşımızdan
Defolun her şeyimizden!
Defolun
Belleğimizdeki anılardan
Ey yürüyenler eğreti sözcükler arasında!”

Fuat Özkul 01-02- 2009

gazza.jpg

26 Yorum - “Biliyorum - 1”

  1. Deryaa diyor ki:

    Hocam ne güzel yazmışsınız.. Kalbimizdeki acıyı anlatmışsınız… Keşke böyle bi zulüm hiç olmasa bu acılar yaşanmasa böyle bi yazıya gerek kalmasaydı.. Aşağıya bi öğrencimin yazdığı mektubu veriyorum… Hocam aslında söylenicek çok şey vardı da kendimi tuttum dedi.. Gözleri doldu..

    Dear Israel,

    You have been killing a number of innocent people in Palestine for years. But can you please put yourself into those people’s shoes? If the country you have started a war did the same to you, then what would happen or how would you feel about this? Why do you want to hurt those people? Why this war happens?

    Do you have any idea about how much those people in Gaza suffer? Can you please think about them for a while, and stop this unfair war, and make peace with them? What will you gain from this war? What will you have at the end? Or what do you expect to have? Why those things happen? Just for a piece of land? Or what for those people have been killed? Because of your Holy Land?

    If so, what religion accepts this bloody scene? Is it fair in which religion? Which prophet says “You can kill innocent people because of your believes”? Of course none! Thus, by maintaining this war, you are committing a sin. And both of you, I mean both Palestine and Israel, lose in this war. And I feel proud to confess that we, I mean our hearts, are with Palestine. We believe in God, and some day you may have to suffer from the same things as Palestine suffers now. I wish you a peaceful country and world!

    With All Regards

    A Turkish Primary School Student
    __________________

  2. Fuat diyor ki:

    Harika bir mektup Derya! Keşke dünyaya çocukların gözüyle bakabilsek, onların yürekleriyle varlıkları ve birbirimizi sevebilsek, onların masumiyet ve günahsızlıkları hatırına birbirimize daha şefkatli, anlayışlı ve merhametli olabilsek! görüşmek üzere…

  3. gamze karaman diyor ki:

    hocam oncelikle ellerinize yüreginize saglik.deryacim mektup harika.bir cocugun yureginden kelimeler ama demeden de edemeyecegim sen nasil ögrettin bu kadar ingilizceyi bu cocuga?hay masallah ayni zamanda yani..

  4. tarık diyor ki:

    yüreğinize sağlık hocam gerçekten çok güzel…

  5. Deryaa diyor ki:

    Gamze’cim bu yazıyı öğrencim Türkçe yazmış.. Sonra yurt dışındaki abisiyle ingilizceye çevirmişler.. Yoksa öğrencim direk ingilizce yazmadı.. Dikkat ettiysen zaten konuşma diliyle yazılmış.. Ben mektubu ilk okuduğumda teneffüsteydim çocukların yanında ağlamamak için kendimi zor tuttum.. Onun Türkçe de olsa neyi sorguladığı hoşuma gitti.. Ve bişeyleri farkedebilip, fark yaratmaya çalışması..

  6. şebnem diyor ki:

    yüreğinize ve kaleminize sağlık…
    Rabbim daha mutlu ve umutlu yazılar yazacağınız günleri de nasibeder umarım.

  7. eda-yıldız diyor ki:

    Yüreğinize sağlık Hocam. Yine ne güzel yazmışsınız duygularımıza o güzel, içten cümlelerinizle tercuman olmuşsunuz.Evet belki Filstinli mazlum kardeşlerimizle omuz omuza savaşamıyoruz, fakat bizim de dualarımız var. Leyla İpekçi’nin Taraf ta yazdığı bir köşe yazısında yazdığı gibi; ¨ elimizden geleni yapalım ama bir de dualarımız var…Uluslararası strateji hesaplarına, konjonktür analizlerine, ateşkes pazarlıklarına hiç takılmayan yolları izler dua.¨ Elbet dualar yoldaşlık edecektir mazlum yüreklere, zalimler bulacaktır cezasını, hak ve adalet bulacaktır yerini. En büyük adelettir Allah ‘ın adaleti. Dualarımız var bizim de, kurşunların, bombaların ulaşamayacağı dualarımız. şAİR NE GÜZEL ANLATIYOR;

    ¨……………………
    Ne yapsak da ne etsek de
    Çeperleri çelikten de olsa kalbimizin
    Bir su gibi sızar sağırlığımıza Filistin

    Ne yesen, ne içsem
    Ağzımda metal tadı
    Ceninde bir çocuğun
    Açlığında kalıyorum

    Şimdi devrilirken delikanlılar göğsünden yaralarla
    Kalplerini soğuyan avuçlarındaki taşlara sakladılar
    Belki de onun için Filistindeki her taş,
    Sönmüş bir volkandır artık
    Ve bu kesin taşlar tankları yenecek
    Ve bu kesin TAŞLAR TANKLARI YENECEK ¨

    Aydın Öztürk

  8. gamze karaman diyor ki:

    iyimiş derya valla yeni bi yöntem buldun sandim canim dil ögretiminde..

  9. Deryaa diyor ki:

    Tam böyle olmasa da yazabilecek öğrencim var.. Biçoğu İsraile mail atmak için bana ingilizce yazılmış metin getirdi.. Ve güzel olanlar da vardı… Bikaç küçük hatayı saymassak.. Bu benim PCde kaldığı için bunu yayınladım.. Okul açılınca diğerlerini de foruma veririm.. Ha formüle gelince, materyal falan boş eğlensinler yeter.. Çünkü eğlendikçe unutmuyolar.. ;) ;) Ben üniversitedeyken de hep aynı şeyi savunmuştum.. Çeyiz yapar gibi materyal hazırlamamıza gerek yok bence.. Neyse konuyu saptırmayalım.. Çıkarmamız gereken ders başka.. :) :)

  10. gamze karaman diyor ki:

    ole valla derya haklisin canim.koca bi masallah sanada…ama kuklalar acaip işe yario bi de aktivite..ne yalan söyleyim yalnizca bi ögrencinin degil ögretmeninde eglenmeye ihtiyaci varmiş..

  11. imran diyor ki:

    Hocam uzun bır aradan sonra böyle bir yazıyla duygularımıza tercuman olmanız ne güzel.Elinize saglık cok begendım.Bilmiyorum dünya yaratıldıgından berı böyle bir zulüm görmüsmüdür?Cogu kez haberlerı seyredemedim bile ama benim bakmaya cesaret edemedigim tabloları insanlar yasadılar.Zulmü alkıslayamadık, ama durduramadkta.Yapacakları kadar yıkım yaptılar sadece bedenlerde,binalarda degıl en büyük yıkımı ruhlarda zihinlerde yaptılar.Zalimler zulumlerinden kolay kolay vazgecmezler,fakat umıtvar olup vazgecmelerini ve dünyanın sudan, havadan, ekmekten daha ziyade ihtiyac duydugu barıs ve huzuru temeni edıyorum.

  12. songül arıca diyor ki:

    hayat bir oyun sahnesiymiş herkes ufak tefek roller alırmş bu oyunda.En güzel rol de çocuklra verilmiş aslnda…Dert tasa nedir bilmezlermiş.Onları Allah’tan sonra canları pahasına koruyup kollayan ana babalarının yanında mutlu mest yaşarlarmış.Gözlari umutla bakarmış dünyaya…Ninnilerle masallara uyurlarmış.Bir meleğin öpücüğüyle uyanırlarmış sabahları…Uykusuzluk mu? Gündüzleri paklarda top koşturup ip atlamakan yorgun dşünce uyurlarmış mışıl mışıl…Hayalleri de kocamnmiş:barış,huzur dolu bir dünyada yaşamak!
    Bu masalı 10 yaşındakikardeşime yutturamıyorum hocam.FİLİSTİNLİ MASUM ÇOCUKLARIN gözlerindeki korku,hüzün ve çaresizlği gördüğümde benim de bu masala inanasım kalmyor.star haberde küçck bir filistinli kızın söyledikleri kulaklarımda uğulduyor.’Ben şimdi yapayalnz ne yaparım annem ,babam,kardeşim öldü.Ben şimdi kiminle oynayacağım.’VE 10 11 (Tam olarak hatırlayamıyorum)yaşındaki bir çocuktan duymay dahi istemediğim ancak belli ki içinde yaşadığı şartların onu haklı çıkardığı bir cümle duyuyorum’Bir gün biz de intikamımızı alacağız’sonra başlıyor gözünden inci tanesi yaşla dökülmeye…Başka bir filistinli kızın dramı geliyor gözlerimin önüne… evlerinden kaçarken üzerlerine yağan bombalardan kendisini ve kardeşini korumak için kendini siper eden babasının ve annesinin ölümnü anlatıyr küçük bir kız…O günden beridir uyuyamadığnı anlatıyor harap olan evlerinin arasında gezinirken…Küçük kardeşimin aksine o yemyeşil ağaçlar arasından şırıl şırıl akan dereler değil ‘anne babasının ölümünü’ resmediyor küçücük parmaklarıyla…daha bir çoğu elbette bunlar sadece beni yürekten yaralayan hikayelerden birkaçı…GÖZLERİNDEN KANLAR SZAN BEBEKLERDEN BAHSETMİYORUM BİLE YA DA ANANESİNİN ÖLÜMÜNE AN VE AN TANIKLIK EDEN ÇOCUKTAN..FİLİSTİNE ATTIKLARI FÜZENİN SANKİ İNSANLIK ADINA BİR ŞEY YAPMIŞ GİBİ ŞAMPANYA PATLATIP SEVİNÇ NARALARI ATAN İSRAİL ASKERLERİNDEN HİÇBAHSETMİYORUM(Bahsettim bile…).Anlatacak daha çok şey var ama hislerimize öyle bir tercüman olmuşsunuz ki ne deyim.Son söz olarak da DAVOS’taki haklı çıkışıyla gönüllerimze taht kuran ‘koca yürekli adam’ı bir kez daha ayakta alkışlıyorum.Umarım Filistinli çocuklar daha fazla gözyaşı dökmeden ‘bir kaç iyi adam ‘daha çıkar da bu gidişata bir dur der!

  13. hülya diyor ki:

    çok hoş bir yazı.filistin davasıyla ilgili aynı duyguları paylaşıyorum.dedikleri gibi duygularımıza tercüman olmuşsunuz.hepimiz aynı şeyi hissediyoruz , ama sizin gibi yazamıyoruz.meseleyi böyle güzel aktarabiliyorken,yazmak gerekir.sağolun.

  14. fikret diyor ki:

    hocam yazınızı yeni okudum. Askerden yeni terhis oldum. Tabi bi de peygamber ocağı şehitler yerinden gelmiş olmanın üzüntüsü var.. sizde gittiniz ne demek istediğimi anladınız sanırım. Tabi bugün gazzede yaşananlar çok garip olaylar değil… Bizi hakikaten bir insan olarak derinden üzen olaylar. Ama şunu da biliyorum ki insanoğlunun olduğu heryerde kan ve gözyaşı var.. Bu sadece gazzeye has birşey deil.. Çeçenistanda, Bosna-hersekte, Rusyada, Uzak doğuda… benzer hadiseler yaşandı ve yaşanmakta. Mesele bu zalimlerin bu binlerce yıllık politikaları değil bence.. Tarih varoldukça böyle zalimler hep olacaktır… (överek anlattığımız katil Cengizhan gibi…) Mesele bence bütün bu kıyımlara sessiz kalan ve ne yazıkki bedel ödemekten korktuğu için kirli siyaset güden dünya toplumlarının bütün bu yaşananlara sessiz kalmasıdır.. Davos fatihi Sayın Erdoğan bütün ilişkilerini kesmeyi düşünebilirdi mesela.. Bizim verdiğimiz paralarla çocuk öldürülüyor biz de bundan rahatsız oluyoruz… bana cook saçma geliyoor hocam. Ayriyeten Gazze için gösterdiğimiz bu duyarlılığı inşallah dünyanın bütün mazlum halkları için de gösteririz dil din ırk ayrımı yapmaksızın…

  15. arzu çanik(özden) diyor ki:

    hocam ilk önce ellerinize ve yüreğinize sağlık,bu cümlelerin hissiyatlı bir yürekten döküldüğü çok belli,ama ÜMİTVARIZ inş gelecek adına,bir gün mutlaka heryerde güller açacak ve zulümler bitecek!!!

  16. Fuat Özkul diyor ki:

    Merhabalar Fikret! Öncelikle hayırlı teskereler sana!
    Dünyanın bütün mazlum halkları için çarpıyor elbette yüreğimiz! Tüm ezilen, haksızlığa uğrayan, zulüm gören, hakları gaspedilen, toprakları işgal edilen, özgürlükleri çalınan, yaşama hakları ellerinde alınan ve boş vaatlerle kandırılan tüm insanlar için atıyor kalplerimiz! Barış ve huzur dolu, kardeşçe eşit ve hür bir şekilde yaşayabileceğimiz bir dünya için olmalı tüm çabalarımız!
    Bunun için birbirimizi önyargılarımızdan sıyrılıp yaftalamaksızın anlamaya çalışmalı, vefakat farklılıklarımızı değil bizi birbirimize yaklaştıracak ve sağlam birlikteliklere taşıyacak ortak yanlarımızın ve değerlerimizin farkına varmalıyız! Görüşmek üzere…

  17. hatice toraman diyor ki:

    Yazmayı bilenler yazmalı, yazmayı bilenler ‘biliyorum’diyebilmeli boylesi bi konuya cok kusursuz değinmşsnz hocam ellerınıze sağlık..

  18. gokhan diyor ki:

    birden gökgürültüsüyle uyandım
    yine yağmur yağıyor sandım
    korktum annemin yanına koştum
    annemde korkmuştu
    sarıldı bana
    ağladı…
    ama anneler
    gök gürültüsünden korkmazlar ki…
    pencereyi açtım
    dışarı baktım
    her yer birden aydınlandı
    yağan ne yağmur ne de kardı
    sonra sabah oldu
    güneş ilk defa solgun doğdu
    bir kuş gordüm sonra
    büyüktü,kocamandı,ve parlıyordu
    bide çok bağırıyordu..
    ama kuşlar boyle olmazlar ki
    ben kuşaları çok severim
    bunu sevmedim

  19. gokhan diyor ki:

    birden gökgürültüsüyle uyandım
    yine yağmur yağıyor sandım
    korktum annemin yanına koştum
    annemde korkmuştu
    sarıldı bana
    ağladı…
    ama anneler
    gök gürültüsünden korkmazlar ki…
    pencereyi açtım
    dışarı baktım
    her yer birden aydınlandı
    yağan ne yağmur ne de kardı
    sonra sabah oldu
    güneş ilk defa solgun doğdu
    bir kuş gordüm sonra
    büyüktü,kocamandı,ve parlıyordu
    bide çok bağırıyordu..
    ama kuşlar boyle olmazlar ki
    ben kuşaları çok severim
    bunu sevmedim
    sonra…sonra..
    bir ses duyuldu havadan alev renkli
    ışılar düştü
    herkes o tarafa koştu bende koştum

  20. gokhan diyor ki:

    herkes ağladı bende ağladım

  21. gokhan diyor ki:

    içlerinden biri ne düştü dedi
    misket dediler
    elimi cebime attım
    misketlerime baktım
    hepsi yerindeydi
    ama..ama bu misketler
    insan öldürmez ki..

    (yazdıım siir parca parca gitti onun için kusura bakmayın..bende nacizane bu olaya bir filistinli cocuğun gozleri ile bakmaya ve anlatmaya calıstım.cocukları oldurmeyelim ne baska cocukları nede kendi içimizdeki ÇOCUĞU…..)GOKHAN

  22. rukiye diyor ki:

    tebrik ederim gökhan.bir filistinli çocuk bu kadar güzel yansıtılabilirdi herhalde,o çocuğu öteden öteye seyrediyor gibi hissettim bir an.dediğin gibi keşke “misketler” çocukların dünyasındaki kadar masum olabilseydi ya da “fosfor” kimya dersinden hatırladığımız bir element olarak kalabilseydi…keşke…keşke

  23. Fuat diyor ki:

    çok güzel bir şiir Gökhan teşekkürler ve tebrikler! Yüreğine sağlık!

  24. gokhan diyor ki:

    güzel sözleriniz için çok teşekkür ederim sayın hocam ve değerli arkadşım rukiye.

  25. MUSA diyor ki:

    EN SON AĞAÇ KESİLDİĞİNDE, EN SON BALIK ZEHİRLENDİĞİNDE İNSANOĞLU ANLAYACAK PARANIN YENİLEMEZ BİR KAĞIT PARÇASINDAN BSŞKA BİRŞEY OLMADIĞINI…………. HOCAM YAZINIZI YENİ OKUDUM……. YORUM YAPMAZSAM BÖYLE BİR YAZIYA YAZININ BANA GÖNÜL KOYACAĞINI DÜŞÜNDÜM. SELAMETLE………
    AND WHEN I SEE THE SUNLIGTH
    HOPE IT’LL NOT BE THE END OF LIFE…….

  26. SERDAL POLAT diyor ki:

    bizim çocuklar her sabah annelerinin tatlı sesi ve öpücüğüyle uyanırken, filistinde ki çocuklar semayı inleten bomba sesleriyle yataklarından titreyerek uyanıyorlar…ya her an başımıza bomba düşecek beklentisinin verdiği psikoloji…ALLAHIM onlara yardım eyle…

Bu yazıyla ilgili yorumlarınızı paylaşın.


NOT: Yorumlar bir yönetici tarafından onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Bu nedenle göndereceğiniz yorumların yayınlanması birkaç gün veya bir hafta sürebilir.

Sidebar

  • En son yazılar...

  • En son yorumlar...

  • Footer