Global Navigation

 

Content


The Seven Ages of Man

All the world’s a stage,
And all the men and women merely players,
They have their exits and entrances,
And one man in his time plays many parts,
His acts being seven ages. At first the infant,
Mewling and puking in the nurse’s arms.
Then, the whining schoolboy with his satchel
And shining morning face, creeping like snail
Unwillingly to school. And then the lover,
Sighing like furnace, with a woeful ballad
Made to his mistress’ eyebrow. Then a soldier,
Full of strange oaths, and bearded like the pard,
Jealous in honour, sudden, and quick in quarrel,
Seeking the bubble reputation
Even in the cannon’s mouth. And then the justice
In fair round belly, with good capon lin’d,
With eyes severe, and beard of formal cut,
Full of wise saws, and modern instances,
And so he plays his part. The sixth age shifts
Into the lean and slipper’d pantaloon,
With spectacles on nose, and pouch on side,
His youthful hose well sav’d, a world too wide,
For his shrunk shank, and his big manly voice,
Turning again towards childish treble, pipes
And whistles in his sound. Last scene of all,
That ends this strange eventful history,
Is second childishness and mere oblivion,
Sans teeth, sans eyes, sans taste, sans everything.
William Shakespeare from As You Like It

ÇEVİRİLER

Perde Arkası

Aralıklı kan rengi örtüler aralıklı,
Yedi perdelik oyun hüzün kılıklı.
Oyuncuları Adem ile Havva,
Sahnesi toprak zemin ve açık hava.
“Işıklar!” der yüce Sanatkâr,
Ve hırçın sesiyle masum bir yavrucak ağlamaya başlar.
Anlamsız gelir söyledikleri bu meleğin ilk çağında,
Oysa “Beni geri götürün!” der bir hemşirenin kucağında.
Tek sorusu vardır hep “Annem nerde?”
Sonra büyür biraz daha ve başlar ikinci perde.
Somurtkan bir çocuk çıkıverir sırtında külfet sandığıyla
Destursuz girer içeri okul kapısından sol ayağıyla.
Yüzünde sabah gülücüğü olsa da bu veletin,
Gelecek vaat etmediği kesin.
Sabırlı ol çocuk, tomurcuksun daha elbet açacaksın!
Zira durmadan haykırıyor için: “Üçüncü perde başlasın!”
Aşk, iktidarı olmuştur bu bölümün.
Öyle ki her şeyi yaptırır, lakin geçemez önüne ölümün.
Tutuşmuş bir delikanlıdır şimdi karşımızdaki şaşkın.
Ne yaptığını bilmez, eee, ne de olsa kördür gözü aşkın.
Kâh şiirler yazar sümüklü bir burna ya da bir çift kaşa,
Kâh vurur kendini deliler misali yollara, dağa, taşa.
Biter romantizm zamanla, iyi ki varsın unutmak!
Dördüncü perdede görev, düşmanı vurmak…
Dilinde garip bir yemin, bıyığı terli bir nefer,
Kim bilir şeref için kaç cinayet işledi kaç sefer…
Barutla oynar riyakâr bir şöhret uğruna,
Onun içindir ki hazırdır hep kelle koltuğunda.
Dinlen biraz asker bitmez bu cenk!
Oyunun beşinci perdesi doğruluğa denk…
Kemale erer azıcık âdemoğlu nihayet.
Bahşedilir kıyısından kendisine ilim erdem ve hidayet.
Düzelir hem de saçı sakalı paçası,
Az da olsa eve götürdüğü ekmek parası.
Tamamlar yavaşça sermayesi göbek olan ömrün bu safhasını.
Ne kadar çağdaş olsa da sürememiştir maalesef eski sefasını.
Geri dönüşü başlamıştır seyri hayatın çoktan.
Okunur seneler gözaltındaki torbalardan ve saçındaki aktan.
Nasıl sıkılır bilinmez içindeyken her daim o pijamaların.
Acıtır üstelik içini baktıkça ve battıkça okları anıların.
Gitti gençlik gitti eyvah!
Ne kadar büyükmüş dünya; ne kadar kısaymış sabah…
Özler olur nağmeleri titreten o eski gür sesini.
Duysan eğer, dersin “Kimin bu çocuk sesi?”.
Düşersin ey koca adam bastonuna el uzat.
Nitekim bu son anlaşma, son perdeye imzanı at.
Çekilir etraftan her şey, herkes, her nefes.
Hiçbir şey gelmez elden, çok arzulasa da o nefs.
Yaşlı adam güneşli bir köşede yalnız başına oturmuş.
Meğer kimsesi yokmuş, gerçekten unutulmuş.
Ne bacakları dost artık, ne de gözleri rehber,
Son repliğini haykırıverir nihayet: “Allahuekber!”
Murat Palo – ELT III

mp.png

2. Çeviri

İşte belirdi bir dünya boyu,
Kadın erkek hepsi yalnız ruhlarla dolu,
Başı sonu belli, çizili hayat yolu,
ve kendi kadranında oynar herkes aşağı yukarı,sağı solu.
Yedi yolda yürürsün bu kaçınılmaz sonu,
ve ilk ağladığındır bir ebe kolu.
Derken kamburlaşırsın sırtında çantanı
yüklenirken tadarsın sevdiğinle bir anı,
Korlaşır yüreğin, çağlarsın sevdanı,
Ceylan gözlere yazılmış ki her biri alır canı.
Vatandaş iken kolaydı, şimdi vatan daşırsın kolunda,
Ant okursun belirsiz; ne çare, harcarsın şan şöhret yolunda.
Gözlerin acıkmış, fiyakan dizde,
Görünüyorsun çevrende ,sinsilik var yüzde,
İşte sahnedesin, iner altıncı perde,
Elinde baston,o keskin gözler nerde?
Gençliğini çürüttün, hala bihabersin,
Dizlerin tutmaz,bak kısılmış sesin,
Koca bir dağ idin oysa, bu çocuk sen misin !
Şimdi göklerden sana son bir çağrı gelsin.
Yalnız olmakmış oysa ikinci bahar,
Teninle,tininle yol buraya kadar.
Celal Munis – ELT II

cm.png

3. ÇEVİRİ

Yer mi, yemez mi?

Dünya bir oyun sahnesi,
Kimler gelip kimler geçmedi ki…
Sırası gelen girer içeri bitirir işini,
Kaçış yok kardeş bu dünya fani…

Hepimiz birer bebektik,
O güzel hemşirelerin kollarında az gezmedik,
Sonra verdiler sırtımıza bir çanta,
Yolladılar okula sızlana sızlana…

Sabahları erken kalmak zor gelirdi belki,
Ama bilirdik ki bu yolun sonu iyi,
Zor idi ama sonunda görecektim yârimi,
Az okumadık o yollarda Yurdum Türküleri…

Sonra verdiler bir elbise olduk kamuflaj,
Dediler olacaksın her sabah tıraş,
Her gün bin bir dertle uğraş,
Bir zamanlar bizde asker idik gardaş…

Bizde bilirdik Mercedes kullanmasını,
Lakin aç idik, yedik Mercedes parasını…
Onlar parayı kullandı biz aklımızı,
Ama nedense hak yerini bulmadı.

Sanma dostum böyle genç kalacaksın,
Ağarıp saçların yaşlanacaksın,
Elinde bir baston yürürken yolda,
Yorulup bir kenara yaslanacaksın…

Vay be Shakespere!
Sonunda sen de düşüp gittin Azrail’in peşine,
Ama merak etme,
Sen gittin ya bende çıkmam ertesi güne…
Zeki Arslan – ELT II

za.png

16 Yorum - “The Seven Ages of Man”

  1. azize çimen diyor ki:

    Çeviriler gerçekten çok başarılı..Ama ilkini daha çok beğendim:)Arkadaşların emeğine sağlık..

  2. Zehra Savaş diyor ki:

    kelimeler..kelimeler..kelimeler.. yüreğimde kalemimde belleğimde kelimeler… onlarla oynamak ne zor ne kolay.. karma karışık duyguları anlatamıyor ama herşeye bir anlam veriyor kelimeler, doğru seçildiği sürece! şiir bu doğru seçmelerin imarı ve şair bu eserin mimarı.. kelimeler aynı da olsa başka söyler her şair.. söylenen aynı şey olsa bile bambaşka şeyler anlatır yürek denen değirmenden..ve gelelim şiirlerimize:) Shakespeare ne çok şey söylemiş ve Murat ne güzel şeyler anlamış… herkes çok şey anladı belki ama o ustaca dile getirmeyi başardı.. Fuat Hocam haklısınız herkes herşeyi nasıl anlatacağını bilse belki bambaşka olur yaşananlar. belki yetim kalmaz duygular.. ve belki anlam kazanır yitik yaşamlar..ilk yazınızı okudum ve yorumu Murat’ ın şiiri üzerinden yapmak istedim (affınıza sığınıyorum)Sizin de dediğiniz gibi arı misali her çiçekten öz almış şairler.ve onları şair kılan, farklı kılan, bu özü kıymetli bir bala çevirmek olmuş.Kelimeler Shakespeare den belki ama öz, söz ve gönül Murat tan.Sözüne ve yüreğine sağlık..seni usta kılacak kalemin hep diri kalsın:) selamlar.

  3. Murat Palo diyor ki:

    yorumlarınız için çok teşekkür ediyorum arkadaşlar.Zehra arkadaşım sana da o güzel düşünceleri estetik bir üslupla dile getirdiğin için ayrıca teşekkür ediyorum ve sana katılarak eklemek istiyorum: Gönlümde işlenen nakışın adıdır ‘şiir’.
    Şiiri işleyen nakkaşın adıdır ‘şair’. :)

  4. Meryem diyor ki:

    Ben de Murat’ın şiirini gerçekten çok beğendim. Murat bence sen bir şiir kitabı çıkarmalısın, biz sınıfça seni destekleriz emin ol :)))))))

  5. Meryem diyor ki:

    Tabi ileride ünlü bir şair olursan bizi unutmazsın değil mi?:))))

  6. nazlı diyor ki:

    Bir şiiri açıklamaya kuşu eti için yemeye benzer der ahmet haşim.bu sebepten çeviri şiirden hazzetmesem de pek fazla bu ilk çeviri hakikaten güzel olmuş.şiirin birbir çevirisindense ruhunu yansıtmış.

  7. Murat Palo diyor ki:

    Ayıbettin Meryem, sizi unutmak mümkün mü hiç ?!…Fuat hocam başta olmak üzere size olan teşekkür borcum büyük! Size kocaman TEŞEKKÜRLERİMİ ilretiyorum, sevgilerimle:)

  8. Murat Palo diyor ki:

    Nazlı Hanım, size de çok teşekkür ederim:) Evet, mühim olan elimelerin kavradığı düşünceyi dile getirmek, bunu başarabilmişsem ne mutlu bana!:)

  9. Derya GÖK diyor ki:

    Murat arkadaşım ben buna çeviri demiyorum.. Gerçekten sıfırdan şiir yazmışsın.. Ve insanın hayatını bi kelimeler şeridi gibi gözünün önünden, kulağının dibinden geçirtmişsin.. Çok başarılı buldum.. Umarım yazmayı bırakmassın.. Çok şanslısın çünkü.. Harika bi yetenek bu..

  10. Murat Palo diyor ki:

    Çok teşekkür ediyorum Derya arkadaşım:) ayrıca “gözünün önünden, kulağının dibinden” ifadesi çok hoşuma gitti:)

  11. Fuat Özkul diyor ki:

    Çok doğru bir tespit Derya, gerçekten de çeviri demek haksız olur Murat’ın yazdığı şiire… Çünkü gerçekten bambaşka bir şiir olmuş her ne kadar çıkış noktası Shakespeare’in şiiri olsa da…

  12. Palulu diyor ki:

    Sayın Murat Palo’dan lise yıllarında yazdığı o güzel şiirleri de burada paylaşmasında sakınca yoktur herhalde Fuat hocam del mi :)) ! Buradaki şiiri gibi gerçekten güzel şiirlerdir !

  13. ahmet öter diyor ki:

    s.a hocam nasılsınız bende birşeyler karalamak isterim fırsatım olursa müsadeniz olursa geçen hafta halep şam gezisi yaptım eşimle izlenimlerimi paylaşmak isterim arkadaşlarla….

  14. Murat Palo diyor ki:

    Teşekkürler Hocam, sağolun. Siz öyle diyorsanız öyledir..

  15. Fuat Özkul diyor ki:

    Ne demek Ahmet kardeşim, çok seviniriz değerli izlenimlerini paylaşırsan bizlerle… Senin eşsiz tecrübelerin rehber olur belki bizlere…

  16. Fuat Özkul diyor ki:

    Bu arada Celal ve Zeki’ni güzel çalışmalarını da gözardı etmemek gerek bence, onların çevirileri de çok özel ve keyifli… Zaten o yüzden burdalar… Diğer arkadaşların çevirilerininde çok başarılı ve özgün olduğunu söylememek onlara haksızlık olur gerçekten…

Bu yazıyla ilgili yorumlarınızı paylaşın.


NOT: Yorumlar bir yönetici tarafından onaylandıktan sonra yayınlanmaktadır. Bu nedenle göndereceğiniz yorumların yayınlanması birkaç gün veya bir hafta sürebilir.

Sidebar

  • Son Yorumlar

  • Footer