Aşk Şiiri
Aşk Şiiri
Aşk yüreğimde bir muamma
Henüz çözemediğim
Seninle her şeyi paylaşmak zevkinden mahrum kalınca,
Hiçbir zevki tatmamaya karar verdiğim müebbetlik bir
ceza..

Aşk bir hayal, bir kurmaca
Henüz söyleyemediğim
Ve söyleyebilecek miyim,
Yoksa sonsuza dek yüreğimde büyütecek miyim
Cevabını asla bilemediğim..
Aşk; ne basit şeymiş aslında
Kısacık; yalnızca üç harf tek hece
Meğer ne büyük sırlar barındırırmış içinde
Yüreğimin en derinine düşünce
Anladım neymiş gerçek aşk,
Neymiş gerçek sevda..

Şimdilerde yok aşk pek ortalıkta..
Bir zamanlar varmış ama; hani Hz. Şems diyor ya:
“Sevmeyene karınca
yük, sevene filler karınca
Dağı bile taşır insan, aşık olup inanınca..”
İşte sen karınca gibisin bitanecik sevdiğim,
Ne taşımaktan yorulurum seni sırtımda,
Ne de kırıp incitirim ömrüm boyunca..

Ölüm meleği geri aldığında emaneti
Göğsümü yarıp baktıklarında yüreğime
Bir tek seni bulacaklar orada, yalnız seni..
Hani “Gönlüme girince sen
Kapıyı ardından kilitlemiştim” ya Mevlana’ya özenerek,
Sonsuza dek aşkımıza “Sadık kalacağım” diyerek..
Dua edeceğim ahirette de yazsın diye seni bana
Yüreklerimizin gerçek sahibi olan Yüce Allah’a..
Fuat ÖZKUL Mart 2012



Bir Nisan ayının altısında Malatya merkezde, resmen “Yeşiltepe” diye adlandırılan ama aslında “Boztepe” olarak bilinen semtte doğmuşum. Belki de bu yüzden ironi yakamı o zamandan beri hiç bırakmadı, kimbilir?! İlk öğrencilik yıllarımdan aklımda kalan en güzel şey, şu an bir melek gibi hafızamda hayal meyal canlandırdığım çok sevdiğim sınıf öğretmenim Nimet Gültek Hanım’ın güzel ve gülümseyen yüzü… Onun teşvikleriyle girmiş olduğum Anadolu Lisesi ve Devlet Parasız Yatılı Okulu sınavlarında başarılı olarak, beş parasız (!) Diyarbakır’a yatılı okula gittim. Ve oldukça uzun sürecek olan gurbet maceram da öyle başladı işte. Şairin hasretinden prangalar eskittiği ve yanlızca dağlarına bahar gelen şehirde mert insanların diyarı Diyarbakır’ da ortaokulu, gakkoşlar diyarı Elazığ’da da lise eğitimimi tamamladım. Aynı yıl girdiğim büyük umutlarla Ankara’ya Eğitim Yöneticisi ve Planlamacısı olmak için Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’ne kayıt yaptırdım. Birkaç güzel anı ve dosttan başka bana birşey kazandırmayan bu bölümde bir yıl okuduktan sonra, tüm hayatımı ve hayata bakış açımı değiştirecek yer olan Beytepe kampüsüne; Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümüne kaydoldum. Dört yılda dört bin yıllık edebiyat tarihi ile ilgili bilgimi ve edebiyat sevgimi edindiğim bu bölümden mezun olduktan sonra atandığım Niğde’de hiç öğretmenlik yapmadan, sıla özlemimi dindirmek maksadıyla, becayiş yapıp Malatya’ya geri döndüm. Burada görevlendirildiğim Arguvan ilçesinde belki de en kısa süre görev yapan öğretmen rekorunu elde ettikten sonra (2 yarım gün!) Milli Eğitim’den istifa edip, hayatımın en güzel yıllarını geçirdiğim, en iyi dostlarımı edindiğim, unutulmaz anılarımı ve tecrübelerimi biriktirdiğim yer olan Özel Rahime Batu Lisesi’nde öğretmenlik yapmaya başladım. 1994 -2000 yılları arasında çok değerli öğretmen arkadaşlarım ve gerçekten anlayışlı ve hoşgörülü idareci abilerimizle şehrimizin bu güzide okulunda çalışmak nasip oldu. Öğretmen olmayı, öğretmenlik yapmayı burada öğrendim. Gerçek arkadaşlık ve dostluklar nasıl olurmuş burada anladım. Kasım1998- Temmuz1999 tarihleri arasında yine gakkoşlar diyarında, Elazığ 8. Kolordu Muhabere Taburunda 265. kısa dönem er olarak askerlik hizmetimi tamamladım ve anladım ki askerliğin iyi olanı kısa olanı, en iyisiyse yapılmış ve bitmiş olanıymış! Rahime Batu Lisesi’nde bir yıl daha görev yaptıktan sonra, 2000 yılı Ekim ayında İnönü Üniversitesi Yabancı Diller Bölüm Başkanlığı’nda okutman olarak göreve başladım. Ve hanyanın konyanın ne demek olduğunu anladım! Gerçek hayat ne çirkinmiş, ne ikiyüzlüymüş burada farkettim. Maskeler ne gerekli aksesuarlarmış, insanlar ne kadar başarılı aktörlermiş burda gördüm. Halen aynı görevimi (rolümü!) geçici görevlendirmeyle atanmış olduğum Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği Bölümünde sürdürmekteyim.