Global Navigation

 

Content

Archive for Ocak, 2008

“Bilmiyorum” diyebilmek!

Fuat Özkul’un yazısı…

Bütün insanları kategorize edebildiğimde, sınıflandırıp, ayrıştırdığımda çok şey bildiğimi sanıyorum. Bütün bildiklerimi bir kitaba sığdırmaya çalıştığımda yanıldığımı anlıyorum. Bilginin kapısının bir şey bilmediğimizi bildiğimizde veya kendimize itiraf edebildiğimizde açıldığını biliyorum. Öyleyse bilmediklerimizi görüp, doğru sorular sorup başlamalıyız bilmeyi öğrenmeye… Çok sorumuz olmalı ceplerimizde… Korkmadan, sıkılmadan, gocunmadan “bilmiyorum” diyebilmeli ve bilemediklerimizi öğrenebilmek için sorular sormalıyız bilenlere, öğretenlere ve belki en çok da kendimize…

Kendimi bilmiyorum!Yüreğimin bazen dünyayı içine sığdırabileceğini sanıyorum, bazen ise kendi çırpıntılarına bile dar geliyor. Küçük bir gülümseme içimi ısıtıyor bazen, bazense gök gürültülerini kıskandıran kahkahalar bile yetmiyor yüzümü güldürmeye. Bazen inanılmaz derecede havai, bazen de inanılmaz derece de kanadı kırık oluyorum. Hep aynı bedenin içinde yaşıyor, ama kendimi tanıyamıyorum/bilmiyorum.

İnsanları bilmiyorum.Tam güvenilir bulduğum anlarda sırtımdan vuruyorlar. Artık hiç kimseye inanamayacağımı sandığım zamanlarda bir sıcacık yürek gelip buluyor bazen beni… Çoğu zaman kim oldukları belli olmayan yabancı gibiler. Çoğu zaman sandığımdan / umduğumdan daha fazla yaşıyorlar içimde. Her zaman aralarındayım, bazen içlerindeyim ama insanları bilemiyorum.

Zamanı bilmiyorum. Küçülüp kısacık bir ana benzediği zamanlarda oluyor, uzayıp ıssızlaşıp sonsuz bir uzay yolculuğunu andırdığı da… Bir kum saatinin düzenli akışın da yakaladığım da oluyor onu, bir duvar saatinin tiktakların da kaybettiğimde… Saatim her zaman kolumda ve yelkovanı akrebini durmaksızın kovalamakta, ama zamanı bilemiyorum. (more…)

Sidebar

  • En son yazılar...

  • En son yorumlar...

  • Footer