BAŞYAZI ya da SONYAZI!
FUAT ÖZKUL’un yazısı…
0 kilometre de hiç kullanılmamış hayallerle ve ne umutlarla geldiğimiz üniversitedeki dört perdelik (kimileri için beş!) oyunumuzun son sahnesine gelmiş bulunuyoruz. Ömrümüzün acılı tatlılı dört yılı daha bizleri geri de bıraktı. Ama boş verin, üzülmeyin, kendimizi beş yaşındaymışız gibi bile hissedebiliriz (Fakat IQ olarak değil haaa!) Nitekim clock time değil psychological timedır önemli olan, isn’t it? Hem zaten hayallerin yerini pişmanlıklar almadıkça pek de yaşlanmış sayılmaz insan. Bilahare beş yıldır yaşadığımız hiçbir şeyden pişman değiliz, değil mi? Tabii ki değiliz! Dört yılda dört bin yıllık edebiyat tarihini, kültürünü yani insanlığı inceledik, ve öyle ya da böyle edindiğimiz ya da edinmek zorunda kaldığımız bilgiler bizlere öylesine yeni horizonlar açtı, eski ama eskimemiş fikirler bizlere öylesine yeni point of viewler verdi ki, şimdi merak etmeden edemiyoruz “what is there beyond the horizon?” diye. Artık anlamadığımız şeylere tapmıyoruz. Çünkü bilgiliyiz, çünkü Hacettepeliyiz! Because her şeyin en iyisini bizlere vermeye çalışan ve de veren; ve bizim de almamızı sağlayan hocalarımız vardı. Gerçi hala da varlar, çünkü onlar biz gelmeden önce de bize bağlı olmadan varlardı, ve var olmaya devam edecekler biz çekip gidince de, Nazım’ın kelimeleriyle; bizde bu aslın sureti çıktı sadece.
(daha fazla…)

